Tıbbi Onkolog Prof. Dr. Mustafa Özdoğan Memorial Antalya Hastaneler Grubu Onkoloji Merkezi Başkanı "Kanser alanındaki en büyük eksiklik, halka yönelik sade ve anlaşılabilir bilgiye ulaşılamamasıdır. Web sitemiz ile bu eksikliği giderdiğimizi düşünüyorum."

Anasayfa - Kanser Haberleri - Beslenme - Kanserden korunma - Hangi hastaya hangi diyet en uygundur?
Hangi hastaya hangi diyet en uygundur?

Hangi hastaya hangi diyet en uygundur?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült
26.09.2017

Beslenme, sağlık alanında en çok tartışılan konu oldu desek yanlış olmaz. Her hafta yeni bir gıda takviyesi farklı sağlık sorunlarının tedavisi için öneriliyor. Google’a diyet yazıp aratıldığında 549 milyon sonuç çıkıyor. Bir çalışmada belirli gıdaların tüketilmesi savunulurken, başka bir araştırma ise bunun aksini savunabiliyor. Tıp fakültelerinde ise beslenme konusu yakın zamana kadar yeterince işlenmiyordu, ama önümüzdeki dönemde bu değişecek gibi. Peki, sağlıklı yaşam sadece beslenme üzerine mi kuruludur? Elbette değil, fakat belli hastalıklara iyi gelen veya yakalanma riskini azaltan diyetler olduğu bir gerçek.

Hipertansiyon ve en iyi gelen diyet

En sağlıklı diyetler listesinin başını çeken DASH diyetinin, hipertansiyonun önlenmesinde ve hipertansiyon rahatsızlığına sahip olanlarda tansiyonun düşürülmesinde etkili olduğu gösterilmiştir. Tuzu azaltılmış Akdeniz diyetine benzeyen bu diyette, yüksek protein ve lif içeren gıdalar bulunmaktadır; tam tahıllar, sebzeler, meyveler, yağı azaltılmış süt ürünleri, kümes hayvanları, kırmızı et, balık, fındık-ceviz gibi kuru yemişler ve fasulye gibi kuru baklagiller. Bu diyet kan basıncını düşürmekte etkili olup, gıdalardaki sodyumu ( tuzu ) azaltıp; magnezyum, kalsiyum ve potasyum alımını artırarak serum ürik asidi düşürmüştür. Bu diyet çok düşük doymuş yağ alımını destekler; aynı zamanda şeker alımını azaltmayı da destekler ve diyabet hastaları için de uygundur.

DASH diyeti hakkında detaylı bilgiye şu yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Diyabet - şeker hastaları için diyet

2013 yılında, Amerikan Diyabet Derneği (ADD), diyabet hastaları için yeni bir diyet kılavuzu yayımladı. Bu rehber bireysel inanışlar, kültürel farklılıklar, metabolik çeşitlilikler (glikoz değeri, yağ oranı, kan basıncı, boy, kilo ve böbrek fonksiyonları) göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Diyabetli hastalar kendi tercihlerine, koşullarına ve yaşam tarzlarına uygun bir diyet uygulamalılar; Akdeniz, vejetaryen veya düşük karbonhidratlı diyetlerden birini seçebilirler.

Diyabet için öneriler

Şeker hastaları için beslenme önerilerini içeren kılavuza göre:

- Şeker veya tatlandırıcı ( fruktoz, mısır şurubu, sakaroz vb ) içeren içeceklerden uzak durun: enerji içecekleri, vitaminli sular, meyve aromalı içecekler, meşrubatlar, şekerli soğuk çay ve limonata gibi.

- Bol lifli gıdaları tercih edin. İşlenmiş, şekerli, tuzlu ( sodyumlu ) ve rafine gıdalar yerine daha besleyici olanları tüketin. Eğer sabit dozda insülin alınıyorsa, karbonhidrat tüketimini uygun saatte ve miktarda almaya devam edin.

- Sodyum alımını azaltın; günlük 2300 mg ( 2.3 gram ) limitini aşmamaya çalışın. Yüksek tansiyonu olanların daha fazla azaltması gerekebilir.

- Haftada en az 2 kere balık ürünü tüketin.

- Doymuş trans yağlar yerine sıvı-bitkisel yağları ve düşük yağlı; kümes hayvanları, fındık-fıstık, fasulye ve balık gibi proteinleri tercih edin.

- Vitamin ve mineral takviyeleri, sadece eksikliği kan düzeyi ile gösterilmişse ve hekim önerisiyle kullanılmalı. Tarçın veya çeşitli bitkisel ürünler ile takviye besin destekleri hakkında da yeterli kanıt yoktur.

İlginizi çekebilir: Şeker hastaları meyve tüketebilir mi?

Kalp-damar hastalıkları için diyet

Akdeniz diyetine bağlı kalmanın, kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerin riskini azalttığı net bir şekilde gösterilmiştir. Ancak diyetten sadece doymuş yağları azaltmak yeterli gözükmüyor; rafine gıda, nişasta ve karbonhidrat ( patates, şeker, makarna ) tüketimi de azalmalı.

Bitki ağırlıklı beslenmenin önemi burda da ortaya çıkıyor; sebzeler, meyveler, tam buğdaylı ekmekler, tahıllar, fasulye türleri, çekirdekler ve fındık, fıstık. Tekli doymamış yağlardan zengin olan zeytinyağı kalp koruyucu diyetlerin içinde önemli bir yer tutuyor. Tekli doymamış yağlar kronik inflamasyonu ve dolayısı ile ateroskleroz olarak adlanırılan damar tıkanıklığı riskini azaltan polifenoller yönünden zengindir. Kalp-damar hastalıkları için ayrıca omega-3 alfa linoleik asit bakımından zengin gıdaların tüketimi de önerilmektedir. Örneğin; ceviz, keten tohumu, keten tohumu yağı, düzenli balık. Balık yemek ile takviye balık yağı almak arasındaki faydalar hala tartışılan bir konu. Balık yağı takviyelerini öneren çalışmaların bir kısmının, balık yağı ürünü üreticileri tarafından finanse edilmesi dikkat çekicidir.

Böbrek hastalıkları için diyet

Böbrek hastaları için olan diyetin amacı, böbreği yeterince fitreleme yapmayan bu kişilerin kandaki atık miktarını ( örneğin bir protein yıkım ürünü olan üre ) azaltmak ve elektrolit dengesini sağlamaktır. Kanda üre miktarının artmasını önlemek için protein alımının azaltılması önerilebilir. Böbrek yetmezliğine gidiş gösteren hastaların bir kısmı proteinden zengin gıda ( kümes hayvanı, yumurta, kırmızı et, balık veya kabuklu deniz hayvanları, fasulye, bakliyat ve süt ) alımını sınırlandırmalıdır.

Böbrek hastalarının mutlaka böbrek diyetleriyle ilgili bir diyet uzmanına danışmaları gerekir. Hastalığın evresine bağlı olarak, vücutta görülebilen ödemlerin (şişlik) ve kan basıncının kontrolü için sıvı alımının azaltılması gerekebilir.

Diyetisyen aynı zamanda sodyum ile potasyum alımını azaltabilir. Fosfor ve kalsiyum alımını da dengede tutabilir. Kalsiyum ve fosfor dengesi, paratiroid bezlerinin kalsiyumu kemikten çekmesini ve vasküler kalsifikasyona ( damar kireçlemesi ) neden olmasını önlemede kritik önem taşır.

Görüldüğü üzere her hastalık için tek tip diyet mümkün değildir!

İltihabi ( inflamatuvar ) bağırsak hastalıkları için diyetler

Bir grup Avustralyalı araştırmacı tarafından bulunup dünyaya tanıtılan düşük-FODMAP diyeti ( fermente edilebilir oligosakkarit, disakkarit, monosakkarit ve polioliler azaltılmış beslenme şekli ), iltihabi bağırsak hastalığı ( İBS ) şikayetlerini azaltmak için denenmiştir. Ancak bu diyete uymak oldukça zordur. Bu az emilip hızlı fermente olan kısa zincirli karbonhidratların tüketilmesinin İBS rahatsızlığına sahip hastalarda sık görülen karın ağrısı, şiddetli kramp ve ishali şikayetlerini artırdığı bilinmektedir.

Bu diyetler belli başlı karbonhidratları, fruktoz bakımından zengin bazı meyveleri, bazı hastalardan günlük taze yiyecekleri ve bazı belli başlı tatlandırıcı ürünleri yasaklamaktadır. Uzak durulması gereken birçok besin maddesi olduğundan takibi de güçleşen bu diyetlerde İBS hastalarının hepsi olumlu tepki verememektedir.

FODMAP diyetine göre uzak durulması gereken yiyecekler:

- Oligosakkaritler

Elma, enginar, kuşkonmaz, arpa, pancar, brüksel lahanası, brokoli, nohut, baklagiller, lahana, mercimek, şeftali, bezelye, hurma, kavun, bamya, dereotu, çavdar, fıstık ve buğday.

- Polioller

Elma, kayısı, avakado, karnıbahar, vişne, mantar, nektarin, kuru erik, tüylü meyveler, sultani bezelye, karpuz ve yapay tatlandırıcılar (sorbitol, mannitol, maltitol, xylitol)

- Serbest früktozlar

Elma, enginar, kuşkonmaz, vişne, mango, şeker snap bezelye, karpuz, bal, yüksek fruktozlu mısır şurubu

- Laktozlar (sadece hastada düşük seviye laktaz enzimi, yani laktoz intoleransı mevcut ise)

- Süt, krem peynirler, krema, dondurma ve yoğurt

Glutensiz diyet

Glutensiz diyetler Çölyak hastalığı ile gündeme gelmiştir. Çölyak hastalığı özellikle ince bağırsağı etkileyen, gluten adlı proteine karşı ömür boyu süren ve kronikleşen alerji, hassasiyettir. Bu rahatsızlık genetik olarak yatkın olan insanlarda oluşan uzun vadeli bir otoimmün bozukluktur. Uzun süreli ishal, karında şişlik, besinlerin bağırsaktan emilim bozuklukları, iştahsızlık gibi mide-bağırsak sistemi ilişkili şikayetlere ve çocuklarda büyüme-gelişme geriliğine neden olur. Genellikle altı ay ile iki yaş arasında başlar; ancak her yaşta gelişebilir.

Çölyak hastalığında, buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bir protein olan glutene karşı reaksiyon vardır.

Glutensiz diyetlerin ayrıca kansere karşı koruyucu olduğu, hatta kanser tedavisinde kullanılabileceği iddia edilmiş, fakat bu iddialar bilimsel çalışmalarla kanıtlanmamıştır.

Kanser hastaları için diyetler

Birçok kişi kansere çare bulduğunu iddia ederek ve bu iddialarını ispat edemeden, bulduklarını varsaydıkları tedavi şekillerini kitaplarında veya web sitelerinde tabiri caizse müşteri toplamak amacı ile paylaşmaktadır.

Peki kanserden korunmak veya kanseri tedavi etmek için özel bir diyet şekli var mıdır? Öncelikle, kanseri tedavi edecek özel bir diyet yöntemi olmadığını söylemeliyiz. Fakat bitkisel ağırlıklı beslenerek, işlenmiş et ürünlerinden uzak durarak, alkollü içecekleri mümkün olduğu kadar azaltarak ve sağlıklı pişirme tekniklerini tercih ederek beslenme ilişkili kanser riskinizi azaltabilirsiniz. Kanserden korunmaya dair en etkili diyet yine Akdeniz diyetidir.

Ketojenik diyetler: kanser için yoğun araştırılan bir beslenme programı

Nişastasız sebze ve karbonhidratlarının az-orta miktarda tekli doymamış ve çoklu doymamış yağlarla değiştirilmesi prensibine dayanan ketojenik diyetler çocuklarda, tedaviye az cevap veren epilepsi rahatsızlıklarında kullanılmaktadır. Bununla berber ketojenik diyet kanser tıbbında da araştırılmaktadır. Bu diyette karbonhidrat tüketimi çoğunlukla yasaklanmakta, vücuttaki yağların enerjiye dönüşmesine çalışılmaktadır ( bu yönteme "kenosis" denmektedir ). Bu yöntemin amacı kanserli hücrelerini glukozdan mahrum ederek glukozu laktat yaparak fermente etmesinin önüne geçmek, normal sağlıklı hücrelerin keton seviyesini yükseltip enerji üretimini artırmaktır.

Hayvan çalışmaların çoğunluğunda ketojenik diyetlerin kanser tedavi edici ( anti-tümör ) etkisi için yeterli kanıt bulunurken, insanlarda bu gibi etkilere dair kanıtlar zayıf ve bireysel vakalarla sınırlıdır. Ketojenik diyet de yine uzun vadede uygulaması oldukça zor bir diyettir.

Demans ( bunama ) ve Alzheimer için diyetler

Birçok araştırma göstermiştir ki Akdeniz diyeti beyin fonksiyonlarına iyi gelmektedir. Akdeniz diyetinin yaşa bağlı beyin küçülmesini azaltabildiği Neurolgy adlı bilimsel yayında 2017 yılında yayımlanan bir çalışmada gösterilmiştir. Araştırmanın sonucunda Akdeniz mutfağı ile beslenen bireylerin, bu diyete uymayan bireylere kıyasla üç yıl içinde yarı yarıya daha az beyin hacmi kaybına uğradığı görülmüştür.

Başta Alzheimer olmak üzere nörolojik hastalıklardan korunmak için geliştirilen MIND diyeti, “Mediterranean-DASH Intervention for Neurodegenerative Delay” kelimelerinin baş harflerinden türetilmiştir ve Akdeniz ile DASH diyetinin bir karışımıdır. Bu diyetin Alzheimer riskini %35-%53 arasında azalttığı ve bilişsel gerilemeyi yavaşlattığı görülmüştür.

MIND diyetinde şu şekilde bir beslenme tarzı önerilmektedir: günde 3 öğün yemek yenmeli, bu öğünlerde mutlaka tahıl, her gün farklı olacak şekilde değişik yeşil sebzeler bulunmalı, günde bir kadeh şarap içilmeli ve fındık tüketilmeli, her 2 günde bir fasulye tüketilmeli; haftada iki kere kuruyemiş ve haftada en az bir kere balık tüketilmelidir. Yeşil posalı sebzeler lutein bakımından zengindir. Yetişkin ve yaşlı bireylerde lutein zeka ve zihinsel kontrolün korunması için önemlidir.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
- Hayır
Kaynak:

Anya Romanowski, MS, RD.
Matching the Right Diet to the Right Patient.
medscape.com - January 2017.
Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Kanser Haberleri
Eşler arasındaki ilişkiyi kanser tanısı nasıl etkiler ve öneriler
Eşler arasındaki ilişkiyi kanser tanısı nasıl etkiler ve öneriler
Kalıtsal meme kanserli kişiler nasıl takip ve tedavi edilmeli?
Kalıtsal meme kanserli kişiler nasıl takip ve tedavi edilmeli?
Tamoksifen – meme kanseri tedavisinde en yaygın kullanılan ilaç
Tamoksifen – meme kanseri tedavisinde en yaygın kullanılan ilaç
Kanserli bir kadın için en güzel hediye fikirleri
Kanserli bir kadın için en güzel hediye fikirleri