Ülkemizde de son alınan kararlara göre özellikle pazar yerleri ve marketler gibi kalabalık ortamlarda maske kullanımı zorunlu hale getirilmiştir. Cerrahi maskelere kıyasla daha uzun kullanım ömrü sunan pamuktan yapılmış maskeler son zamanlarda popülerliğini arttırmış durumda. Peki maske kullanımı öksürme gibi yoğun vücut sıvılarının ve partiküllerin çıktığı durumlarda ne kadar işe yaramaktadır? 6 Nisan 2020 tarihinde yayımlanan makalenin sonuçları oldukça şaşırtıcı.

İnfluenza adlı virüsün neden olduğu bir solunum yolu enfeksiyonu olan gripte, N95 ve cerrahi yüz maskesi kullanımının kişiler arasında ki yayılımını engellediği 2009 yılında yayınlanan bir makalede kanıtlanmıştır. Benzer bir koruyuculuğun COVID-19 Pandemisi için de olabileceğini ve maske kullanımının yayılımı önlemek için önemli bir adım olduğunu daha önceki yazılarımızda da sizlere iletmiştik.

Cerrahi (basit) ve pamuk kumaş maskelerin yeni tip koronavirüs (SARS-CoV-2) için öksürme gibi yüksek basınçlı vücut sıvısı çıkışı sırasındaki koruyuculuğunu belirlemek için Güney Kore’de bulunan ekip bir deney düzenledi. COVID-19 pozitif 4 hastaya, negatif basınçlı bir odaya alınarak üç katlı cerrahi maskeler ve %100 pamuk, tekrar kullanılabilir maskeler verildi. Virüslerin büyümesi için uygun besinleri içeren petri adı verilen plastik kaplar hastaların ağızlarından yaklaşık olarak 20 cm uzağa yerleştirildi ve hepsinin sırası ile; maskesiz, cerrahi maske ile, pamuk maske ile ve yeniden maskesiz olarak öksürmeleri istendi. Böylece plastik kaplar üzerindeki viral yükler hesaplandı. Aynı zamanda maskenin iç ve dış yüzeyinde biriken partiküller de özel bir teknik kullanılarak belirlendi.

Çıkan sonuçlar şaşırtıcı!

Rakamlarla sizleri yormak ve kafa karışıklığı yaratmak istemiyoruz ancak çıkan sonuçların daha net anlaşılabilmesi için elde edilen sonuçlar kısaca şöyle; ağzımızdan teneffüs ettiğimiz havayı öksürme ve hapşırma gibi basınçla dışarı atarsak farklı türde maskeler ne kadar koruyucu olur?

koronavirüs viral yük açısından maskelerin karşılaştırması

*Viral yük kavramı ile anlatılmak istenen plastik kaplar içerisinde saptanan virüs yoğunluğudur.

Ayrıca maskelerin iç ve dış yüzeyinden alınan örneklerde de; hem iç hem dış yüzey SARS-CoV-2 pozitif saptanmıştır. Peki tüm bu rakamlar ve sonuçlar bize ne ifade ediyor?

Hem cerrahi maskeler hem de pamuk maskeler, SARS-CoV-2 ile bulaş olmuş kişilerde öksürme ve hapşırma sırasında yayılımı önlemede yeterli değiller

Bunun nedeni olarak SARS-CoV-2 virüsünün büyüklüğü düşünülmektedir. 2002-2004 yıllarında meydana gelen SARS-CoV-1 salgınında, virüslerin büyüklüğü belirlenmiş ve yeni tip korona virüsün de benzer büyüklükte olduğu ve cerrahi maskelerden rahatlıkla geçebildiği belirtilmiştir. Yanıtlanmamış önemli sorulardan biri maske kullanımının öksürme sırasında oluşan partiküllerin havada alacağı yolu kısaltıp kısaltmadığıdır. Bunun için yeni deneylerin yapılması şarttır.

Bizler yeni gelecek sonuçları beklerken, maske kullanımına devam etmeli, öksürme veya hapşırma sırasında maske bulunması durumda dahi tek kullanımlık peçete kullanmalı, maskelerin dış yüzeyine dokunmamalı ve herhangi bir temas durumda ellerimizi sabun ile yıkamalıyız. Bulunduğumuz ortamların sık sık havalandırılması da evde alabileceğimiz önemli tedbirlerden biridir.

Sonuç

Bu araştırmanın bulguları maske kullanmanın gereksiz olduğu sonucuna götürmemeli. Maske kullanımı kullanan kişinin bulaştırıcılığını önlemekte önemli bariyer olduğunu unutmamalıyız. Ancak öksürme, hapşırma gibi maskenin bariyer olma özelliğini zayıflatacak durumlarda maske kullanan bireylerin maskeye güvenerek kendini çevreden sakınmaması uygun olmayacaktır. Unutulmamalı ki toplu maske kullanımında en önemli özellik karşımızdaki bireyleri korumaktır. Bu çalışma öksürme ve hapşırma durumunda virüs taşıyan birinin ilave önlem almaz ise (kolunu ağzına doğru götürmek, insanların olmadığı yöne dönmek vs) ortama ciddi oranda virüs yayabileceğini göstermektedir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

El yıkarken koronavirüsü ne öldürür? Su ve sabunun avantajı nedir?

*

- TÜM KORONAVİRÜS YAZILARIMIZ

*