Üçlü negatif meme kanseri, tüm meme kanserlerinin yaklaşık %10-15’ini oluşturmaktadır. Diğer yayılımcı (invaziv) meme kanseri türlerinden farklı olarak üçlü negatif meme kanseri daha hızlı çoğalır ve meme kanserinde kullanılan hormonal tedaviler ve HER2'ye yönelik akıllı ilaçlar tedavisinde kullanılmaz. Üçlü negatif meme kanserinde “üçlü” kelimesi, diğer meme kanserlerinde hedeflenen östrojen, progesteron ve HER2 reseptörlerinden yoksun olduğunu ifade etmektedir.

meme kanseri cesitler turleri nelerdir hormon pozitif her2 negatif uclu

Toronto’daki bir kanser enstitüsünden yapılan yeni bir araştırma bu üçlü negatif meme kanseri için umut vaat etmektedir. Araştırmacılar yeni bir protein biyobelirteci bulduklarını ve böylece hedefe yönelik tedavi etkinliğini arttırabileceklerini belirtiyor.

Araştırma ekibinde yer alan Mathieu Lupien çalışmanın amacını ve önemini şöyle anlatıyor; “Ne yazık ki bu hasta grubu için kesin bir çözüm getiren tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Bu nedenle hastalar tanımlanmış bir tedavi hedefi olmadığı için kemoterapi ve çok daha yeni olarak immünoterapi ile tedavi ediliyor. Başlangıçta bazı hastalarda işe yarasa da, yaklaşık dörtte biri tanıdan sonraki 5 yıl içinde hastalık tekrarı ve kemoterapiye karşı direnç geliştiriyor. Gelişen bu direnç nedeni ile hastaların %30’undan fazlasında yaşam kaybına neden olan bu meme kanseri türü için yeni biyobelirteçlerin ve yeni tedavi yöntemlerinin belirlenmesi son derece önemlidir. Yaptığımız çalışmalarda üçlü negatif meme kanseri hücre hatlarında glikoz taşıyıcı 1 (GLUT1) proteinin yüksek miktarlarda üretildiğini tespit ettik. Ardından bu proteinin işlevini baskılayacak ilaç benzeri bileşikler kullanarak kanser hücreleri üzerindeki etkisini inceledik. Aynı zamanda tümör baskılayıcı bir rol oynayan RB1 isimli proteinin de bu mekanizmada etkili olduğunu tespit ettik ”.

Çalışma sonuçları ve önemi

Çalışmayı yürüten araştırmacılar yüksek miktarda RB1 proteini üreten kanser hücrelerinde GLUT1 proteinini baskılayan ilaç benzeri molekülün tümör büyümesini durduğunu rapor etti. Hücre içine, yaşamın devamı için temel olan glikoz akışını sağlayan GLUT1 proteinlerinin işlevlerinin baskılanması, kanser hücrelerinin anti-kanser ilaçlara daha duyarlı hale gelmesini sağlamakta ve yeni bir tedavi yöntemi için iyi bir hedef oluşturmaktadır.

Yapılan deneylerde RB1 proteini üretmeyen hücrelerin GLUT1 proteinini baskılayan ajana duyarlı olmadığını gözlemleyen araştırmacılar, RB1 proteinin GLUT1 hedefli tedaviye yanıt noktasında önemli bir gösterge olduğunu, tedaviye yanıt verecek hastaların belirlenmesinde mutlaka kullanılması gerektiğini özellikle vurguluyor.

Yürütülen çalışmalar son zamanlarda pek çok farklı kanser türünde kullanılan ve çok başarılı sonuçlar veren hedefe yönelik tedaviler için oldukça önemlidir. Üçlü negatif meme kanserinin biyolojik yapısı daha iyi anlaşıldıkça daha başarılı tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi kaçınılmaz olacaktır.