ASCO 2020 Sanal Kongre Özeti
ASCO 2020 Sanal Kongre Özeti
Güncel Koronavirüs Haberleri
Güncel Koronavirüs Haberleri
Anasayfa - Kanser Haberleri - Genel Kanser Haberleri - Koronavirüs Haberleri - Yeni koronavirüse (SARS-Cov-2) BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ NASIL TEPKİ VERİYOR? Sorun nerede?

Yeni koronavirüse (SARS-Cov-2) BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ NASIL TEPKİ VERİYOR? Sorun nerede?

Yeni koronavirüse (SARS-Cov-2) BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ NASIL TEPKİ VERİYOR? Sorun nerede?
paylaşwhatsappfacebooktwitterlinkedin
Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült
23.04.2020

COVID-19 hastalığı, yeni bir koronavirüs türü olan SARS-CoV-2'den kaynaklanmaktadır. Bu virüsün gen haritası çıkarılmasına rağmen, bağışıklık sistemiyle olan ilişkisine dair halen bilinmeyenler mevcuttur. Gelin güncel araştırmalar ışığında bağışıklık sistemimizin SARS-CoV-2'ye nasıl tepki gösterdiğini inceleyelim.

Şuana kadar yapılan araştırmalar sayesinde, yeni tip koronavirüs enfeksiyonunun evreleri ile ilgili net bilgilere sahibiz. SARS-CoV-2'ye maruz kalan tüm insanlar enfekte olmaz ve enfekte olmuş tüm hastalarda ciddi solunum yolu hastalığı gelişmez.

SARS-CoV-2 enfeksiyonları 3 aşamada gelişir:

1. Aşama: Belirti yok. Asemptomatik inkübasyon (belirtisiz kuluçka) evresidir. Virüs bu aşamada genelde tespit edilemez. Bu aşamadaki kişiler "sessiz taşıyıcıdır". Viral enfeksiyon kolaylıkla kontrol edilebilir.

2. Aşama: Ilımlı-orta belirtiler. Semptomlar (belirtiler) görülmeye başlar ve virüs tespit edilebilir. Bu evrede, ciddi semptomlar görülmez.

3. Aşama: Ciddi belirtiler, hastaneye yatış. Kişide viral yük oldukça fazladır. Ciddi solunum yolları enfeksiyonları görülür. Enfekte olanların %20 kadarı 3. aşamaya geçer ve hastaneye yatış gerektirir. Hayati tehlike oluşur.

Korunma açısından bakılırsa, 1. aşamada olan kişiler virüsün yayılmasında en önemli role sahiptir. Farkında olmadan, virüsü yaymaktadırlar. Bu durumun ilk örnekleri Almanya ve İtalya gibi ülkelerde görülmüştür.

Salgının çıkış noktası olan Çin'in Wuhan şehrinde 1000 hastayı kapsayan analizlerde, vakaların sadece %20 kadarının hastalığın 3. aşamasına geçtiği bulunmuşttur. Aynı zamanda 65 yaş üstü hastaların ciddi evreye geçişte yüksek riske sahip olduğu görülmüştür.

Yanıtlanmamış en büyük sorulardan biri, bazılarının neden ciddi hastalık geliştirirken, bazılarının ise neden geliştirmediğidir

Açıkçası, mevcut bağışıklık sistemi bilgimiz, hastalığın dağılımındaki bu farklılıkları net bir şekilde açıklayamamaktadır.

SARS-COV-2 enfeksiyonuna bağışıklık tepkisi iki aşamadan oluşur:

koronavirüse karşı bağılıklık sistemi nasıl tepki veriyor

Yukarıdaki şekilde bağışıklık sisteminin SARS-CoV-2 ye gösterdiği iki aşamalı tepki anlatılmaktadır. İnkübasyon sürecinden sonra, SARS-CoV-2 ciddi olmayan belirtilere sebep olur ve bağışıklık sistemi tepkisi oluşur. Enfeksiyonun başarılı bir şekilde ortadan kaldırılması hastanın sağlık durumuna ve HLA haplotiplerine bağlıdır. Eğer hastanın genel sağlık durumu iyi değilse, hastalık ciddi evreye ilerler. Bu durumda, akciğere ciddi oranda hasar veren inflamatuar tepki oluşur. Bu evrede, hiyalüronik asit (HA) sentezleyen enzimlerin fonksiyonu bloklanabilir ya da hiyalüronik asit molekülünü ortadan kaldıran ilaçlar kullanılabilir. Mezenkimal kök hücre tedavisi inflamasyonu bloklayabilir ve doku onarımını sağlayabilir.

Not: COVID-19'un ilk aşamasında bağışıklık sisteminin aktivitesini artırmak önemlidir. İkinci aşamada ise bağışıklık sisteminin aşırı aktivasyonunu ve enflamasyonu baskılamak hayati öneme sahiptir.

1. İnkübasyon (kuluçka) ve ciddi olmayan evrelerde, virüse özgü adaptif bağışıklık tepkisi gereklidir. Bu yüzden, bu evredeki hastalarda bağışıklık sistemini aktifleştirici antikor ya da interferon tedavileri kullanılabilir. Yani erken dönemde bağışıklık sistemi virüse karşı antikor geliştirebilirse, bu iyi bir şeydir; bunu yapamazsa enfeksiyon ilerler. Ancak önemle vurgulamak gerekir ki, etkili bir bağışıklık sisteminin gelişmesi kişinin genel sağlık durumuna ve genetik yapısına bağlıdır. Genetik yapı, bir bireyin patojenlere olan bağışıklık tepkisinin oluşmasında etkilidir. Eğer bağışıklık sisteminde kalıtsal bir bozukluk varsa, virüs hızlı bir şekilde yayılır ve hasarlı dokularda artış meydana gelir. Bu durum, özellikle ACE2 reseptörü (virüs bu reseptörü kullanarak hücreye girer) aktivitesi yüksek olan böbrek ve bağırsak gibi organlarda görülür. Hasarlı hücreler inflammasyonu artırmaktadır.

2. Akciğer inflamasyonu, ciddi evrede görülen solunum yolu hastalıklarının sebebidir. Yeni tip koronavirüsten iyileşen bazı hastalar, şimdilik çok nadir olsa da, taburcu edildikten sonra virüsü taşıyabilmekte, hatta tekrardan enfeksiyon geçirmektedir. Bu durum, bağışıklık sisteminin virüsü tamamen yok etmekte zorluk yaşadığı ve bu kişilerde aşının ise yaramayacağını düşündürmektedir. Bu sebeple, ilk evrelerde hastalığı atlatan kişiler virüs testiyle birlikte T hücre tepkileri de takip edilmelidir. Hücrelerin kimlik kartı gibi çalışan majör histo-uyumluluk-kompleks antijen lokusları (HLA), bulaşıcı hastalıklara genetik yatkınlıkta önemli rol oynar. HLA, virüse ait proteinlerin bağlanarak, T hücrelerin aktivasyonunu sağlar. Tüberküloz, cüzzam, HIV, hepatit B ve influenza gibi çeşitli bulaşıcı hastalıklara duyarlılık belli HLA haplotipleri ile ilişkilidir. Bu nedenle, farklı HLA haplotipleri, farklı hastalık duyarlılıkları ile ilişkilidir. Antijen sunan bağışıklık sistemi hücrelerine, normal hücrelerin yüzeyinde SARS-CoV-2 virüs peptitlerine/antijenlerine bağlanma yetenegine sahip HLA moleküllerinin olması avantajlı görünmektedir. Bireylerin bağışıklık tepkilerini anlamak için HLA haplotiplerini tanımlamak oldukça önemlidir.

Böylelikle;

  • Kişilerin klinik durumu doğru değerlendirilir. Tedavi planlaması daha doğru bir şekilde yapılır.
  • Genel popülasyondaki SARS-CoV-2 aşılama stratejileri doğru planlanır.

Sitokin salınım sendromunu, ciddi evredeki hastaları etkilemektedir. Bu sendrom, bağışıklık sisteminin aşırı aktifleşmesi sonucu organ hasarlarıyla sonuçlanmaktadır. Sitokin sendromuna karşı, IL-1 VE TNF gibi sitokinleri bloke eden tedaviler kullanılabilir. Önemle vurgulamak gerekir ki, bu yaklaşımlar halen COVID-19 klinik çalışmalarında denenmektedir.

Akciğer hasarı, ciddi evredeki hastalarda iyileşmedeki en önemli engellerden biridir. Mezenkimal kök hücrelerin, hasarlı akciğer dokusunu büyüme faktörleri üreterek tamir etmeye çalışır. Mezenkimal kök hücre tedavisi, halen klinik araştırmalarda denenmektedir.

Koronavirüse karşı aşırı bağışıklık tepkisi doku hasarına sebep olarak akut solunum sıkıntısı sendromlarına (ARDS) yol açar. Bu sendromda, akciğer inflamasyonu hızlı bir şekilde gelişir ve neredeyse %50 oranda ölümle sonuçlanır. ARDS hastalarında belirtiler kısa, zorlu ve hızlı nefes alıp verme şeklindedir. Yoğun bakım ünitelerine başvuran şiddetli hastalar genellikle mekanik ventilatör gerektirir ve nefes alamayanların yaşamını desteklemek için ekstrakorporeal membran oksijenasyonuna (ECMO) bağlanması gerekebilir. Akciğerin bilgisayralı tomografi (BT) görüntüleri akciğerlerde sıvı içeren “buzlu cam” olarak adlandırılan karakteristik beyaz lekeler olduğunu ortaya koymuştur. Son otopsiler, akciğerlerin ıslak boğulma akciğerlerine çok benzeyen berrak sıvı jöle kıvamına dönüştüğünü doğrulamıştır. Bu berrak jöle görünümünün doğası henüz belirlenmemiş olmasına rağmen, hiyalüronik asit (HA) ARDS ile ilişkilidir. İnflamatuar sitokinlerin (IL-1, TNF) seviyeleri COVID-19 hastalarının akciğerlerinde yüksektir ve bu sitokinler CD31 + endotelyum, akciğer alveoler epitel hücreleri ve fibroblastlarda hiyalüronik asit üretimini artırır. Bu nedenle, HA sevyesini azaltmak veya HA üretimini inhibe etmek (baskılamak), COVID-19 hastalarının nefes almasına yardımcı olmak için büyük bir umut vaat etmektedir.

Önemle vurgulamak gerekir ki, koronavirüsün bağışıklık sistemini nasıl etkilediğine dair az sayıda araştırma mevcuttur. Etkili aşılar geliştirmenin temel koşulu virüsün bağışıklık sistemini nasıl etkilediğinin net bir şekilde aydınlatılmasına bağlıdır.

*

- TÜM KORONAVİRÜS YAZILARIMIZ

*

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Kaynak:

1. Xu Z, Shi L, Wang Y, Zhang J, Huang L, Zhang C, et al. Pathological findings of COVID-19 associated with acute respiratory distress syndrome. The Lancet Respiratory medicine. 2020.

2. Wang Y, Chen X, Cao W, Shi Y. Plasticity of mesenchymal stem cells in immunomodulation: pathological and therapeutic implications. Nat Immunol. 2014.

3. Shi, Y., Wang, Y., Shao, C. et al. COVID-19 infection: the perspectives on immune responses. Cell Death Differ 2020.
Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.