Bittner’in Süt Faktörü (1936): Fare Meme Tümörü Anne Sütüyle Nasıl Geçti, MMTV Nasıl Bulundu?

Bu Makalede
Sütteki Etken: John Bittner ve Fare Meme Tümörü
107. günün sonunda bir soru bırakmıştık: 105. günün hormonu ile 106. günün virüsü, bir farenin sütünde buluşabilir mi? Yanıt, Maine kıyısındaki bir laboratuvarda, yavru farelerin annelerinin değiştirilmesiyle başladı. John Bittner 1936'da tek sayfalık bir yazıyla şunu önerdi: meme tümörüne yatkınlık yalnızca doğuştan gelen genlerle değil, emzirmeyle de taşınıyor olabilirdi. Aşağıda önce bu "süt faktörü"nün izini süreceğiz, sonra hormon ve genlerle nasıl birlikte çalıştığını göreceğiz. En sonda da bu bulgunun insan için ne anlama gelmediğini söyleyeceğiz.
Anne mi, kalıtım mı?
Doğumundan birkaç saat sonra, gözleri henüz kapalı, tüysüz pembe bir fare yavrusunu düşünün. Bir kafesten ötekine, bambaşka bir annenin yanına taşınıyor. Dışarıdan bakan için önemsiz bir işlem; ama sonuçta hastalığın nereden geldiğine dair dönemin baskın varsayımını sarsacak. Bu yazının merkezindeki deney, bu kadar sessiz bir hareketin üzerine kurulu.
Bar Harbor'daki Jackson Laboratuvarı'nda fareler, kardeş çiftleştirmesiyle kuşaklar boyunca saf tutulan soylardı. Bazı soylarda dişilerin büyük çoğunluğu yaşlandıkça meme tümörü geliştiriyordu; bazılarında ise bu çok seyrekti. Ayrım açıktı ve çoğu araştırmacı, ikincil bir anlatıma göre, bunun genetik olduğunu düşünüyordu: herkes genleri incelemek istiyordu.
Çaprazlama deneyleri bu tabloyu bulandırdı. Laboratuvarın kurucu müdürü Clarence Little 17 Kasım 1933'te Science dergisinde kromozom dışı bir etkiyi bildirdi; Amsterdam'da Korteweg aynı yıllarda benzer bir etkeni tanımlıyordu. Murray ve Little 1935'te karşılıklı çaprazlamaların sonuçlarını yayımladı. Bir tarihsel derlemeye göre yavrunun kaderi, babanın soyundan çok annenin soyuna bağlıydı ve kromozom dışı etkenin ağırlığı kromozomal etkenin altı katıydı. Annenin bu etkisi iki yoldan gelebilirdi: yumurtayla ya da doğumdan sonra, annenin vücudundan yavruya geçen bir şeyle. İkinci yolu sınayan Bittner oldu.
Yavruları annelerinden almak
Bittner, kanser oranı çok yüksek bir soyun yavrularını kendi annelerinden alıp meme kanseri nadir görülen bir soyun dişilerine emzirtti. Tersini de yaptı. İki yönlü sonuç, kalıtımın tek başına açıklamayacağı kadar netti: yüksek riskli soyun yavruları düşük riskli annelerce emzirildiğinde yetişkinlikte büyük ölçüde korundu; düşük riskli soyun yavruları yüksek riskli annelerce emzirildiğinde ise çok sayıda tümör gelişti. Yazı Science'ın 84. cildinde tek bir sayfaydı (162. sayfa) ve başlığı temkinliydi: "emzirmenin olası etkileri." Bittner sütteki etkene "süt faktörü" (milk factor) adını verdi.
Sonraki bir çalışmasının özetine göre rakamlar çarpıcıydı. Yüksek riskli A soyunun yavruları doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde düşük riskli bir anneye verildiğinde tümör sıklığı yüzde 90'dan yüzde 8'e indi. Yavru daha geç verildiğinde ise sıklık yüzde 87 civarında kaldı. Zamanlama önemliydi: etken erken yaşta, emzirme sırasında alınıyordu. Bir kafes değişikliği, aynı genlere sahip iki fare grubunu iki ayrı kadere götürebiliyordu.
SÜT FAKTÖRÜ NEYDİ? —
"Kromozom dışı" demek "genlerin dışında" demektir. Etken yumurtayla ve spermle değil, anne sütüyle geçiyordu. Ama genler yine de önemliydi: aynı süt, yatkın olmayan bir soyda neredeyse hiç tümör çıkarmıyordu. Ortaya bir üçlü çıktı: soyun genleri, hormon ortamı ve süt etkeni.
Hormon halkası da burada. Bittner'ın sonraki çalışması, östrojenle uyarılan tümörlerde de süt etkisinin gerekli olabileceğini öne sürdü. Bu, 105. gündeki Lacassagne bulgusunu geçersiz kılmaz; yalnızca fare soyunun arka planının sonucu yorumlamada ne kadar belirleyici olabileceğini gösterir. Bilim, bir bulgunun ardındaki gizli değişkeni böyle yakalar. Yani 107. günün sorusunun yanıtı şu: hormon, gen ve süt etkeni aynı farede buluşabiliyordu. Tek bir "neden" aramak, bu üçlünün yalnızca bir ayağına bakmak olurdu.
Bir etkenin adı konuncaya kadar
Etken neydi? Bir kaynağa göre 1945'te Andervont, etkenin bir virüs olabileceğini ilk kez öne sürdü. 1947'de Mühlbock yıllık raporunda aynı sözcüğü soru işaretiyle kullandı. Kanıtın görsel ilk izi 1948'de geldi. Porter ve Thompson, yüksek tümör sıklıklı C3H farelerinin meme tümörlerinden kültürlenen epitel hücrelerini elektron mikroskobuyla inceledi. Altı tümörün üçünde, hücrelerle ilişkili küresel bir parçacık gördüler: yoğun bir merkez yaklaşık 75, tüm parçacık ortalama 130 milimikron çapındaydı. Yazarlar temkinliydi: bulgular, parçacıkların süt ajanını temsil ettiği görüşüyle "uyumluydu." Bu kanıt değil, uyumdu; sonuçlar, ajandan arınmış dokularda da sınanmak zorundaydı.
Sonraki yirmi yıl, adlandırma ve ayrıştırma yılları oldu. 1962-69 arasında Bentvelzen bu virüsleri MTV-S (Bittner virüsü), MTV-L ve MTV-P (Mühlbock virüsü) diye ayırdı. 1969'da ise bulaşıcı virüsün üreme hücreleri yoluyla da aktarılabildiğini gösterdi; yani virüs, "provirüs" denen bir kopya olarak konağın DNA'sına yerleşip kuşaktan kuşağa geçebiliyordu. Böylece 1930'ların "genler mi, süt mü?" sorusunun yanıtı "ikisi de" çıktı: aynı virüs hem sütle geçebiliyor hem de kalıtsal olarak taşınabiliyordu. 1970'lerin başında ters transkriptazın keşfi, etkenin bir retrovirüs olarak sınıflandırılmasını sağladı. Bugün adı fare meme tümörü virüsü, kısaca MMTV.
Yavruların yer değiştirmesi. Bittner'ın çapraz emzirme deneyi: yüksek riskli soyun yavrusu düşük riskli anneyle büyüyünce tümör az, düşük riskli soyun yavrusu yüksek riskli anneyle büyüyünce çok görüldü.
SINIR: FAREDEN İNSANA ÇIKARIM YAPILMAZ —
Bu deneyler farelerde yapıldı. İnsan sütünün meme kanseri taşıdığına dair kanıt yoktur. İnsan örneklerinde MMTV benzeri dizileri arayan çalışmalar tartışmalıdır. 2017'de bir ekip 86 meme örneğinin 10'unda (yüzde 11,6) MMTV'ye benzer bir env dizisi buldu. Ama bu oran meme kanseri örneklerinde (49'da 4, yüzde 8,2) normal meme dokusundan (37'de 6, yüzde 16,2) düşüktü; fark anlamlı değildi (p=0,249). Yazarlar bazı pozitiflerin binadaki fare DNA'sından kaynaklandığını düşündü ve nedensel bir rolü doğrulayamadı.
Daha önemlisi, insan verisi tersini söylüyor. 30 ülkeden 47 çalışmanın (50.302 meme kanserli kadın, 96.973 kontrol) yeniden analizinde, her 12 aylık emzirme süresi için göreli meme kanseri riski yaklaşık yüzde 4,3 daha düşük bulundu (güven aralığı 2,9-5,8; Lancet 2002). Bu göreli bir azalmadır; mutlak etki kişinin başlangıç riskine bağlıdır. Bittner'ın fare bulgusu, emzirmekten kaçınmak için bir gerekçe değildir.
Kalan
- Genler, hormonlar ve bir virüsün birlikte çalışabileceği fikri
- Doğuştan gelen ile sonradan edinileni ayırmak için çapraz emzirme yöntemi
- MMTV'nin meme tümörü modeli olarak değeri
Düşen ya da gösterilmeyen
- Soy farkının yalnızca genlerden kaynaklandığı varsayımı
- Meme kanserinin tek bir nedeni olduğu beklentisi
- İnsan sütünün kanser taşıdığı iddiası (kanıtlanmadı)
1982: Virüs genin yakınına yerleşirse
Nusse ve Varmus 1982'de Cell dergisinde, MMTV'nin farede yol açtığı birçok tümörün, virüsün DNA'sını konağın genomunda aynı bölgeye yerleşmiş olarak taşıdığını bildirdi. Bu ayrıntı büyük bir ipucuydu: virüs rastgele değil, tümörlerin ortak noktasında bir konak geninin yakınına yerleşiyor ve o geni etkiliyordu. Basitçe söylemek gerekirse virüs, bir genin yanına yerleşerek onu normalden fazla çalıştırabiliyordu. Gen, ilerleyen yıllarda Wnt1 adıyla tanındı. 1936'da sütte aranan etken, yarım yüzyıl sonra bir kanser geninin bulunmasına da yol açmış oldu: virüs, tümörün nedeni olduğu kadar, o genin yerini gösteren bir işaret fişeği de oldu. Onkogenler döneminin tamamını serinin ilerleyen günlerinde anlatacağız.
Bu hikâyeden bugüne ne kalır?
Bu hikâyenin Türkiye'ye doğrulanmış özel bir bağı yok; genel çıkarım şu: "süt yoluyla kanser geçer mi?" kaygısı herhangi bir toplumda yeniden doğabilir. Hastalar ve yakınları sık sık "bu kanser kalıtsal mı, bulaşıcı mı?" diye sorar. Bittner'ın hikâyesi bu sorunun neden basit bir evet ya da hayırla yanıtlanamadığını da gösterir: kalıtım, hormonlar ve çevre iç içe geçebilir. Yanıt, fare çalışmasının insana taşınamayacağıdır. Emzirmeye ilişkin öneriler fare deneylerine değil, yukarıdaki geniş insan verilerine dayanır: emzirme, meme kanseri riskini azaltan etkenlerden biridir.
BİR FARE KAFESİNDEN BİR KANSER GENİNE
BU YAZIDA DOĞRULANAN BİLGİLER VE AÇIK KALANLAR
- Künye: Bittner JJ. Science 1936;84(2172):162 (tek sayfa); doi:10.1126/science.84.2172.162. Makalenin metnine erişilemedi; deney ayrıntıları ikincil anlatımlara dayanır (Hollanda Tıbbi Mikrobiyoloji Derneği tarih dosyası, Jackson Laboratuvarı kayıtları, bir bilim blogu).
- Little 1933, Murray-Little 1935, Korteweg: tarihler ve "altı kat" oranı tek bir ikincil derlemeden (NVMM); birincil makaleler bu çalışmada okunmadı. Korteweg'in ilk adı ve künyesi doğrulanmadı.
- Yüzde 90'dan 8'e: Bittner'ın sonraki çalışmasının ("Further studies on active milk influence in breast cancer production in mice") özetinden. Derginin kaydındaki yıl ve cilt (muhtemelen Proc Soc Exp Biol Med, 1940) doğrulanamadı; rakamlar "özete göre" aktarıldı.
- "İlk virüs önerisi": Andervont 1945 ve Mühlbock 1947 ayrımı tek kaynaktan; "ilk" ifadesi bu yüzden hedge'lendi. Vikipedi'deki "1966'da virüs olduğu kanıtlandı" ifadesi bu kronolojiyle örtüşmediği için kullanılmadı.
- Porter-Thompson: J Exp Med 1948;88(1):15. Altı tümörün üçü, 75 ve 130 milimikron ve "uyumlu" ifadesi özetten. Son sayfa numarası doğrulanmadı.
- Bentvelzen 1962-69 ve ters transkriptaz: NVMM derlemesine göre; ters transkriptazın tarihi o kaynakta 1971, yaygın kabul 1970 civarı olduğundan "1970'lerin başı" yazıldı.
- İnsanda MMTV benzeri diziler: Perzova ve ark., Virol J 2017 (doi:10.1186/s12985-017-0862-x). Sayılar bu makaleden; yazarlar sonucu "belki, ama büyük olasılıkla değil" diye özetliyor. Konu hâlâ tartışmalıdır.
- Emzirme: Collaborative Group on Hormonal Factors in Breast Cancer, Lancet 2002;360:187-195; her 12 ay için yaklaşık yüzde 4,3 (güven aralığı 2,9-5,8). Mutlak etki bu yazıda hesaplanmadı.
- 1982: Nusse R, Varmus HE. Cell 1982;31:99-109; makale başlığı doğrulandı. Genin sonradan Wnt1 adını alması bu çalışmada ayrıca doğrulanmadı.
- Bittner: 1904-1961; Jackson Laboratuvarı'nda araştırma görevlisi, 1940'ta müdür yardımcısı, 1943'te Minnesota Üniversitesi (Vikipedi).
Bir Ulusun Kanser Kurumu: 1937 Ulusal Kanser Enstitüsü Yasası
Bittner'ın fareleri ile Graham'ın ameliyathanesi arasında ortak bir şey vardı: ikisi de artık tek bir meraklı bilim insanının işi olmaktan çıkıyordu. 1937'de ABD Kongresi, kanser araştırmasını ulusal bir kurumun işi saydı ve Ulusal Kanser Enstitüsü'nü kurdu. 109. günde, bu kararın neden o yıl alındığını, ilk yıllarında neyin yapılıp neyin yapılamadığını ve "bir ulusun kanser kurumu" olmanın ne anlama geldiğini soracağız.
Yazarın notu: Bu yazı serinin "neden" ipliğini birleştirir: katran (99. gün), hormon (105. gün) ve virüs (106. gün) burada bir farenin sütünde kesişir. Bittner'ın deneyinin ayrıntıları ikincil kaynaklardan aktarıldığı için sayılar "özete göre" diye işaretlendi. Bu bulgular fareler için geçerlidir; insan meme kanserine doğrudan taşınamaz.
Kaynaklar ve İleri Okuma
- Bittner JJ. Some possible effects of nursing on the mammary gland tumor incidence in mice. Science 1936;84(2172):162.
- Bittner JJ. The milk-influence of breast tumors in mice. Science 1942;95(2470):462.
- Porter KR, Thompson HP. A particulate body associated with epithelial cells cultured from mammary carcinomas of mice of a milk-factor strain. Journal of Experimental Medicine 1948;88(1):15.
- Nusse R, Varmus HE. Many tumors induced by the mouse mammary tumor virus contain a provirus integrated in the same region of the host genome. Cell 1982;31:99-109.
- Perzova R, Abbott L, Benz P, et al. Is MMTV associated with human breast cancer? Maybe, but probably not. Virology Journal 2017; doi:10.1186/s12985-017-0862-x.
- Collaborative Group on Hormonal Factors in Breast Cancer. Breast cancer and breastfeeding: collaborative reanalysis of individual data from 47 epidemiological studies in 30 countries. The Lancet 2002;360:187-195.
- Nederlandse Vereniging voor Medische Microbiologie (NVMM). Thema Geschiedenis van de medische microbiologie: muizenstammen (tarihsel derleme, çevrimiçi).
- Mukherjee S. The Emperor of All Maladies: A Biography of Cancer. New York: Scribner, 2010. (Virüsler ve kanser tartışması için genel çerçeve; Türkçe: İmparatorluğun Kralı, Domingo Yayınevi.)
Bu yazı 365 Günde Kanser Tarihi Serisi'nin 108. günüdür. John Bittner, 1936'da Jackson Laboratuvarı'nda yüksek ve düşük riskli fare soyları arasında yavru değişimi yaparak meme tümörüne yatkınlığın yalnızca genlerle değil, emzirmeyle geçen bir etkenle de taşınabildiğini gösterdi. Bu etken sonradan fare meme tümörü virüsü (MMTV) olarak tanındı. Bu bulgular farelerde elde edilmiştir; insan sütünün kanser taşıdığına dair kanıt yoktur ve emzirme, insan verilerine göre meme kanseri riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilidir. Yazı tarihsel-popüler bir bakışla hazırlanmıştır; tanı veya tedavi yönlendirmesi içermez, kendi sağlık durumunuz için hekiminize danışmanız önemlidir. Tarihler ve veriler Bittner 1936, Porter-Thompson 1948, Nusse-Varmus 1982, Collaborative Group 2002 ve ilgili kaynaklardan aktarılmıştır; ikincil kaynaklara dayanan ayrıntılar fact-check notlarında belirtilmiştir.
Bu yazı size yardımcı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardımcı olur.




