Onkologlar tanık oldukları, diğer uzmanlıklar arasında benzersiz olabilecek, hastalık ve yaşam kaybı süreçleri nedeniyle eşsiz duygusal zorluklar ile yüzleşiyorlar. "Trajedi üzerine trajedi görüyoruz. Ve üzerine sıradaki hastayı görmeye gidiyoruz." Atlanta, Georgia'daki Emory Üniversitesi'nden Doktor Bill Eley bir defasında durumu böyle özetlemişti.

İngiltere'deki Kent Onkoloji Merkezinden Doktor Riyaz Shah geçtiğimiz yıl bu benzersizliğin iletişim ihtiyacı doğurduğu ile ilgili bir tweet attı. "Onkoloji garip bir şey. Günlük olarak insan sıkıntılarına maruz kalmak (eğer saatlik olarak değil ise). Çok az insan ne yaptığımızı anlar, daha azı yapar. Konuşabileceğimiz çok fazla insan yok."

Okumakla kalmazlar, ayrıca yazarlar...

Fakat onkologlar sadece okumak ve konuşmakla kalmazlar, ayrıca yazarlar da, çoğu zaman birbirleri için. Ve bazı onkologlar, alışılmadık çalışma hayatlarının, ister çok satan bir kitap olsun, ister tıp dergisinde yayınlanan bir "anlatı denemesi" olsun, bazen dönüştürücü ve hatta harika yazılar üretebileceğine inanıyor.

Oregon'un kırsalındaki Providence Oncology and Hematology Care Clinic-Seaside'dan, aynı zamanda kanser hastalarına bakan bir hekim olmak hakkında blog yazan, Doktor Jennifer Lycette "Her gün yaşam ve ölümle boğuştuğumuzdan, bir noktada bu mücadeleyi paylaşmak için bir çıkışa ihtiyacımız var." diyor.

Gainesville Florida Üniversitesi'nde bir radyasyon onkoloğu ve yazar olan Kathryn Hitchcock, "Onkolojinin kesinlikle harika yazılar ortaya çıkarttığını düşünüyorum" diyor. Hayattaki gereksiz şeyleri atan "yüksek bahisli bir oyun" diye de ekliyor.

Tabi ki diğer uzmanlık alanlarındaki doktorlar da duygusal zorluklarla yüzleşiyorlar ve de kendi tecrübelerini yazıya döküyorlar.

Kaliforniya, Palo Alto'daki Stanford Üniversitesi'nde çalışan ve Journal of Clinical Oncology (JCO)'in deneme bölümü olan Art of Oncology editörü olan Doktor Lidia Schapira, "Sadece onkolojinin sağlık uzmanlarınca harika bir yazı ürettiğine dair bir yanılsamam yok" diyor. "Ama onkolojinin bizi hastalarla çok yakın bir alana ve varoluşsal endişeler nedeniyle yakın temasa getirdiğini düşünüyorum."

Ann Arbor'daki Michigan Üniversitesi'nde Geriatrist Doktor Preeti Malani, (aynı zamanda JAMA'da editör) onkolojinin, JAMA'daki haftalık tıbbi hikaye köşesi olan A Piece of My Mind'a katkıların önemli bölümünü sağladığını söylüyor. Şimdi 41. yılında olan köşe, tüm uzmanlıkları ve genel tıbbı kapsamaktadır.

Malani, "Sonuç olarak, hepimizin günlük işimizde yapmaya çalıştığımız şey insanlığa tıbbı aşılamaya yönelik herhangi bir uzmanlık girişiminden gelen hikayelerdir" diyor.

Ortak bir tema

Schapira, köşe yazısı serisinin başlangıcına kadar uzanan 20 yıllık eleştirmenlikten sonra, son 5 yıldır Art of Oncology'nin editörlüğünü yapıyor.

Shapira, JCO'daki öykü anlatımının, palyatif tıp ve tıp eğitimi gibi yeni ortaya çıkan konulardaki denemelerden geliştiğini ve neticede daha çok onkoloğun iç yaşamı hakkında ve çoğu durumda belirli bir hastanın hayatını onurlandırmaya dönüştüğünü açıklıyor.

"Buradaki mesaj, yazarların tedavi ettikleri hastalara çok derin bir saygı duymalarıdır." diyor.

Schapira, doktorların özellikle televizyon olmak üzere medyadaki temsilinde "bu kısım tamamen gözden kaçtı" diyor.

Florida'dan Hitchcock, JCO'da geçen ay yayınlanan "Knuckles" (parmak eklemi demek) başlıklı bir makalede, bir kanser hastasına bu tür bir saygıyı sergiliyor.

Yazarın açılıştaki 2 cümlesi dikkat çekici: "Parmak eklemlerindeki gamalı haçlar dikkatimi çalmaya devam etti. Bakmamaya çalıştım ama sözlerini vurgulamak için her işaret ettiğinde bakışlarım oraya geri döndü."

Yaklaşık 1600 merak içinde geçen kelimeden sonra, Avustralya'nın çok uzaklarından onlarca JCO okuyucusunun takdir ettiği, radyasyon onkoloğuna teşekkür notlarını e-posta ile gönderdiği bir sürpriz ortaya çıkıyor.

Birçok okuyucu Hitchcock'a hem kendisinin hem de hastanın risk aldıktan sonra zafer kazandıkları bu makalenin, alışılmış onkoloji makalelerindeki "Bu hastayla ilgileniyordum ve durumu beni çok üzdü." yazılarından ayrıldığını söyledi.

48 yayın slotu için yılda yaklaşık 2000 öyküyü gözden geçiren Malani, JAMA'da Piece of My Mind için çok sıradan bir makale yazılacak bir konu olmadığını söylüyor. Bu bölüm, derginin en çok okunan bölümlerinden biri ve yazarlarının genellikle yanıt olarak binlerce e-posta aldığını gözlemliyor.

Tıp fakültesi öncesinde gazete muhabiri olan ve gazetecilik alanında yüksek lisans yapan Malani, tıpta harika hikaye anlatmanın anahtarları arasında yeni bir bakış açısı, yüksek kaliteli yazı ve duygusal bir katman yer alıyor, diyor.

Malani, "Sık sık beni ağlatan yazıyı seçerim" diye kabul ediyor. "Pek çok hikaye hastalar hakkındadır ve çoğu zor ve üzücüdür." diyor Schapira'nın yorumlarını tekrarlayarak.

Bununla birlikte, ilk kez yazarların sıradan hikayeler gönderme eğilimi olduğunu söylüyor. Örneğin, A Piece of My Mind'a defalarca sunulan güncel bir konu, tıp öğrencilerinin "Online Tıp Eğitiminden Neden Nefret Ediyorum" hikayeleridir.

Malani, kanser hakkında yazılan yazıların son 40 ila 50 yılda önemli bir dönüşüm geçirdiğine de dikkat çekiyor. "Kanser stigmatizasyondan (belirli bir hastalığa sahip diye bir bireyi etiketlemek, fişlemek), ki böylece kimsenin onun hakkında yazmamasına sebeb oluyordu, topluluk oluşturmaya yardımcı olan bir şey olmaya başladı" diye gözlemliyor.

Dergiler, toplulukları inşa eden anlatıların çekiciliğini fark ettiler. JCO'ya ek olarak, JAMA Oncology (Cancer Care Chronicles) ve The Lancet Oncology (Perspectives) gibi diğer kanser dergileri de hikaye anlatımı veya geleneksel olmayan (yani veriye dayalı olmayan) editoryal yazılar için bölümlere sahiptir.

JCO'nun Art of Oncology köşesi, geçen yıl ASCO Post websitesinde çok sevilen olarak tanımlandı ve Susan Sullivan ve JoBeth Williams gibi Holywood'un eski profesyonel actörleri tarafından gönüllü olarak podcast yayınlarına çevirildi.

Hikayeler değişime ilham verebilir

Kanser, son yıllarda meslekten olmayan kişiler ve doktorlar tarafından When Breath Becomes Air ve Radical Remision gibi en çok satan kitapların konusu olmuştur.

Ama belki de en dikkate değer olan, kanser tedavisinin tarihiyle ilgili Pulitzer Ödüllü kitab Tüm Hastalıkların Şahı, günlük onkoloji uygulamalarından doğmuştur (yazarın diğer kitabı GEN: Hayli Kişisel Bir Hikaye – Bir onkoloğun kitabının özeti)

Medscape'in yazı işleri müdürü Eric Topol ile yaptığı röportajda, New York City'deki Columbia Üniversitesi'nde tıbbi onkolog olan Doktor Sid Mukherjee kitabın fikrinin kendisine nasıl geldiğini anlattı.

Mukherjee, "Ben bir akademisyendim" dedi. "Bir kanser hastası bana çok basit bir soru sordu. 'Devam etmek istiyorum ama neyle savaştığımı bilmeliyim' dedi. Tarihimizdeki en büyük hastalık ailelerinden biri olan kanserin entelektüel geçmişinin olmadığı fikrine hayret ettim. Bu yüzden kendim için aradım, bulmaya çalıştım ve bulamadığım zaman kendim yazmaya karar verdim." (benim de kişisel web sitem drozdogan.com yolculuğuna çıkarken amacım tam olarak buydu). 

Mukherjee, bilimi hikaye anlatıcılığıyla birleştirmek için bir yeteneğe sahip olduğuyla ilgili büyük ölçüde itibar sahibi.

JCO'dan Schapira, "Kendi hayatımızdaki trajedilerde hikaye anlatmanın önemini görmezden geliyoruz" diyor. "Hikayeler değişime ilham verebilir."

JAMA'dan Malani de aynı fikirde. Maryland, Baltimore'daki Johns Hopkins Üniversitesi'nden Doktor Jessica Colburn tarafından yazılan bir makaleyi vurguluyor. Colburn, baş ağrısından şikayet eden 8 yaşındaki bir kız annesi olarak yazıyor ve kısa süre sonra kızının beyin tümörünü ortaya çıkaran bir MR çekiliyor.

Makalenin kalıcı izlenimi, annenin görüntüleme teknisyeni ve nöroradyolog tarafından kendisine ve korkmuş çocuğuna gösterdiği nezaketi takdir etmesi diyor Malani. "Böyle bir şey okuduğunuzda kendi kendinize 'Daha nazik olacağım' diyorsunuz."

Bu yazılara güzel ve güncel bir örnek olarak Nasıl Ölüneceğini Öğrenmek – İrlanda Uyanışından Dersler verilebilir.

Lycette, kırsal, kıyı bölgelerinde hastalara hizmet veren bir hayata yerleşerek yaklaşık on yıl onkoloji alanında çalıştıktan sonra yazmaya başladı. "Kişisel ve profesyonel zorlukların bir kombinasyonu daha büyük bir soruyla mücadelemde doruğa ulaştı: Umut nedir? Bu konuda güçlü içsel bir yazma ihtiyacı tarafından tüketildim" diyor. Nihayetinde, bunun sonucunda yayımlanan ilk yazısı olan "Practicing Hope" ile Lycette, bunu ona öğretenin hastalar olduğunu keşfetti.

Lycette, yazarken hayatını ve onkolojiyi kapsamlı bir şekilde keşfediyor. Belki de tipik olarak bir sonuç belirtme adına hesaplanmış bir açıklama olan tıp literatürünün çoğunun zıttıdır.

Diyor ki: "Yazının beni götürdüğü yöne her zaman şaşırıyorum. Sonunda geldiğim yer hiçbir zaman bilinçli zihnimin tahmin edebileceği bir yer olmuyor."