1941'de Kanser: Cerrahi, Radyoterapi ve Hormonal Tedavinin Gücü ve Sınırları, Halsted'den Huggins'e | 114. Gün

Bu Makalede
1941 Kapısında Kanser: Üç Yöntem, Üç Sınır
113. günde hastanın gününe bir sayı koyan ölçeği gördük; o ölçek 1940'ların sonuna aittir. Bugün sayacı geri sarıyoruz: Huggins'in prostat makalelerinin çıktığı 1941'e (112. gün). Sorumuz tek: o yıl bir hekimin elinde, kanserli bir hasta için, ne vardı? 100. günde cerrahi ile radyoterapinin iki sütununu ve filizlenen üçüncüyü tartmıştık. Aradan on dört yazı geçti; üçüncü sütun artık adını aldı, her sütunun sınırı da daha net görünüyor.
Hayali bir muayene odası
Bu paragraf bir canlandırmadır; belgeye dayanan bir olay değildir. 1941 yılında, herhangi bir büyük şehirde, bir hekimin önünde tetkik sonuçları açık duruyor diyelim. Hastada bir kitle var. Hekimin üç seçeneği sayılabilir: kitleyi ve çevresindeki dokuyu ameliyatla çıkarmak, ışın ya da radyum uygulamak, tümör hormona bağlıysa hormon kaynağını ortadan kaldırmak. Dördüncü bir seçenek, yani kana verilip bedenin her köşesine ulaşan bir ilaç, o masada yok. Bu yazının bütün konusu o dördüncü seçeneğin yokluğudur.
Üç aracın her birinin bu seride bir tarihi var. Cerrahi: Wertheim'ın radikal histerektomisi (93. gün), Patey'in "daha az kesen" mastektomisi (104. gün), Graham'ın akciğer ameliyatı (107. gün), yemek borusunun göğüs içinde yeniden bağlanması (111. gün). Radyoterapi: Röntgen ışınları ve radyum (92, 94 ve 95. günler). Hormonal tedavi: Beatson'dan Huggins'e uzanan çizgi (91, 105, 110 ve 112. günler). Bugün bunları tekrar anlatmıyoruz; yan yana koyup ortak bir şeye bakıyoruz.
Halsted'in 1894 bilançosu
Cerrahide ölçüt, 1894'te Johns Hopkins'te William Halsted'in radikal mastektomi serisiyle konmuştu. Annals of Surgery'te (cilt 20, sayfa 497-555) yayımlanan bu seri, Haziran 1889 ile Ocak 1894 arasında yapılan 50 radikal mastektomiyi ve 26 tamamlanamamış ameliyatı kapsar. Halsted'in bildirdiğine göre ameliyat nedeniyle yaşam kaybı olmamıştı. Uzun dönemi değerlendirilebilen 46 hastanın yüzde 73'ünde ne yerel ne bölgesel nüks vardı; yüzde 93'ünde yerel nüks yoktu. Üç hastada yerel, sekizinde bölgesel nüks görülmüştü. Bazı hastalarda kolda sorunlar kalmıştı.
Bu rakamlar yerel kontrol için etkileyiciydi ve on yıllarca bir ölçüt hizmeti gördü. Ama rakamın sorduğu soru "tümör aynı yerde geri geldi mi?" idi. "Hastanın bedeninin başka bir yerinde bir şey büyüyor mu?" sorusunu o ameliyat ne soruyor, ne yanıtlıyordu. 104. günde gördüğümüz gibi, cerrahide sonraki yarım yüzyıl "daha çok kesmekten" "daha az kesmeye" doğru döndü; fakat hiçbir ameliyat, ameliyat sırasında görülmeyen hücreleri aramıyordu.
Coutard ve parçalı doz
Bir tek büyük doz yerine uzun bir kür
Radyoterapide temel sorun, tümöre yeterli dozu verirken deri ve mukozanın dayanabileceği sınırı aşmamaktı. Willers ve Beck-Bornholdt'un 1996 tarihli tarihçe özetine göre Paris'te Henri Coutard baş-boyun kanserlerinde ışın tedavisinin toplam süresini giderek uzattı. Aynı özet, bu çalışmanın bugün kullanılan geleneksel 6-7 haftalık toplam sürenin temeli sayılabileceğini belirtir. Zürih'te Zuppinger ve Holthusen 1920'lerde ve 1930'larda daha kısa şemaları yeğlemişti. Yazarlar tablonun bir yanını da hemen ekler: bu dönemin kanıtı zayıftır; Coutard'ın ham verisi bulunmadığı için sonuçları bağımsız olarak sınanamaz.
Bu bilgi iki şey söyler. Birincisi, radyoterapinin en yerleşik ilkelerinden biri (dozu günlere bölmek) güçlü bir deney değil, bir klinik sezgi ve gözlem birikimi olarak doğdu. İkincisi, o sezgi sonradan laboratuvar bulgularıyla da desteklendi; ama o hikâye bu serinin ileriki günlerine ait.
Zürih kaynaklı bir makale, Coutard'ın bildirdiği bir rakamı aktarır: yerel olarak hastalıksız kalan hastaların yüzde 52'si, sekizinci yılın sonuna dek uzak metastazlar nedeniyle hayatını kaybetmişti. Bu makalenin künyesini doğrulayamadım; bu yüzden rakamı kesin bilgi olarak değil, bir ipucu olarak taşıyorum. Doğruysa anlamı şudur: ışın tümörü olduğu yerde susturabilir, ama bedenin başka bir yerinde zaten yola çıkmış hücrelere söz geçiremez. Halsted'in cerrahide gördüğüne benzer bir yapı.
Üçüncü sütun ve onun dar kapısı
Hormonal tedavi, kanserli bir bedenin tamamına seslenen ilk yöntemdi: yumurtalığı ya da testisi çıkarmak, kandaki hormon düzeyini değiştirir ve tümör yeri ne olursa olsun etki edebilir. Beatson 1896'da bunu meme kanserinde denedi; "üçte bir" bilmecesini 91. günde anlattık. Huggins ve Hodges 1941'de aynı ilkeyi prostat kanserinde, ölçülebilir bir kimyasal göstergeyle gösterdi (112. gün). Fakat bu yöntemin iki sınırı baştan belliydi: yalnızca hormona bağlı tümörlerde işe yarıyordu ve etki çoğunlukla geçiciydi. Ayrıca hormonun kendisi tümör hücresini doğrudan yok etmez, yalnızca beslenmesini değiştirir.
YEREL KONTROL VE SİSTEMİK HASTALIK: İKİ AYRI SORU
Yerel kontrol, tümörün bulunduğu yerde yeniden büyümemesidir. Cerrahi ve radyoterapi, başarılarını bu ölçütle anlattı.
Sistemik hastalık, tanı anında ya da tedaviden sonra, görülmeyen hücrelerin kan ya da lenf yoluyla başka yerlere gitmiş olmasıdır. 1941'de bu soruya cevap veren yöntem, hormona bağlı birkaç tümör dışında yoktu. Bu fikrin kökeni Ehrlich'in "sihirli mermi" hayaline (96. gün) uzanır; ama o hayalin kanser için somut bir ilacı henüz yoktu.
Bir bilanço denemesi
1940'ların başı için ülke genelinde sağlam bir sağkalım rakamı bulamadım. Bu konuda dolaşan "beşte bir" ifadesinin dayanağı belirsizdi, bu yüzden yazmadım. Elimizdeki tutarlı veri, Ulusal Kanser Enstitüsü bünyesindeki End Results Group'un yayımladığı seridir: 100'den fazla hastaneden gelen, yaklaşık 400.000 beyaz hastayı kapsayan bir derleme. Buna göre kolon kanserinde beş yıllık sağkalım 1940-49 döneminde yüzde 31 iken 1955-59'da yüzde 46'ya, rektum kanserinde yüzde 28'den yüzde 40'a çıktı. Mutlak artış kolonda 15, rektumda 12 puandır; göreli olarak kolonda yaklaşık yüzde 48, rektumda yaklaşık yüzde 43.
Bu artışı tek bir tedavinin başarısı gibi okumak yanlış olur. Seri belirli hastanelerden, yalnızca beyaz hastalardan oluşuyor; beş yıllık sağkalım kür demek değildir; ve daha erken tanı, tedaviden bağımsız olarak, sağkalım süresini uzun gösterebilir. Yine de bu rakamlar bir şeyi gösterir: 1941'in araçları bile, daha iyi uygulandıkça ve daha erken hastaya ulaştıkça, bir fark yaratıyordu. Gelişmenin ikinci kaynağı, yani toplumu bilgilendirmek, aşağıdaki sahnenin konusu.
BEDEL: HER YÖNTEMİN KENDİ FATURASI
Cerrahinin bedeli yalnızca ameliyat riski değildi: Halsted'in serisinde bile bazı hastalarda kol sorunları kalmıştı; 104. günde bu yükü "daha az kesmek" ilkesiyle ele almıştık. Radyoterapinin bedelini öncülerin kendi sağlığı gösterdi (Grubbé, 92. gün; Curie, 95. gün). Hormonal tedavinin bedeli geri dönüşsüz bir ameliyat ya da damar riskiydi (110 ve 112. günler).
Bu yazının kaynaklarında ayrıca şu eksik var: hangi hastanın bu araçlara erişebildiği, hangisinin erişemediği hakkında veri yok. Eşitsizlik sorusu açık kalıyor.
Gönüllülerin eğitim seferberliği
Amerikan Kanser Derneği'nin ilk adı olan Amerikan Kanser Kontrol Derneği, 1913'te New York'ta 10 hekim ve beş sivil tarafından kuruldu. 1936'da Marjorie G. Illig'in önerisiyle, gönüllülerden oluşan "Kadınlar Alan Ordusu" (Women's Field Army) başladı: üyeler haki üniforma ve rütbe nişanı taşıyor, para topluyor ve halkı bilgilendiriyordu. Derneğin kendi kayıtlarına göre 1935'te ülkede yaklaşık 15.000 kişi kanser kontrolünde çalışıyordu; 1938 sonunda bu sayı yaklaşık on katına çıkmıştı. Dernek 1945'te bugünkü adını aldı. 1946'da Mary Lasker ve arkadaşları 4 milyon doların üzerinde bağış topladı; bunun 1 milyonu araştırma programına gitti. Mesaj o gün de bugün de aynıdır: erken fark et, zamanında tedaviye ulaş. Askerî dil dönemin dilidir; bu seri o dili kendi anlatımında kullanmaz.
Kalan
- Cerrahi, radyoterapi ve hormonal tedavi bugün de tedavinin çekirdeğinde
- Işın dozunu zamana yaymak: parçalı doz fikri
- Erken tanının ve halk eğitiminin değeri
Düşen ya da aşılan
- Yalnızca yerel yöntemlerle kür beklentisi
- Ham verisi olmayan sürelerin kesinlik gibi yerleşmesi
- Radikal ameliyatın tek ölçüt sayılması
1941'in üç aracı ve eksik dördüncüsü. Yeşil kutular elde olanı, kırmızı kutular her birinin sınırını gösterir. Altta, o yıl henüz bulunmayan şey: kana karışıp her yere ulaşabilen bir ilaç.
1941'de Türkiye'de durum neydi?
1941'de Türkiye'deki kanser tedavisine dair doğrulanmış bir bilgiye ulaşamadım; bu yüzden yerel bir bağ kurmuyorum. Genel çıkarım şudur: bu yazıdaki üç yöntem aynı dönemde uluslararası düzeyde bilinen yöntemlerdi, ama bir ülkenin hastasının bunlara ne ölçüde ulaşabildiği ayrı bir araştırma konusudur. Serinin Türkiye'ye ayrılan kısmında bu soru, kaynaklarıyla birlikte ele alınacak.
1894'TEN 1946'YA
NELER DOĞRULANDI, NELER AÇIK KALDI
- Halsted 1894: Künye ve rakamlar (50 radikal mastektomi, 26 tamamlanamamış ameliyat, 46 değerlendirilebilen hasta, yüzde 73 ve yüzde 93, ameliyata bağlı yaşam kaybı yok) bir embriyoloji ansiklopedisinin özet sayfasından alındı. Orijinal makale okunmadı.
- Coutard: "Süreyi giderek uzattı" ve 6-7 hafta temeli ifadesi Willers HB ve Beck-Bornholdt HP'nin 1996 tarihli Almanca özetinden (PubMed 8928059). "Yüzde 52" rakamı, künyesi doğrulanamayan bir Zürih makalesinin Coutard'dan aktardığı bilgidir; kesin kabul edilmemelidir.
- End Results rakamları: Kolon yüzde 31 (1940-49) ve yüzde 46 (1955-59), rektum yüzde 28 ve yüzde 40; hastane ve hasta sayıları ikincil bir yeniden basımdan alındı, ilk dönem metni bozuktu. Göreli yüzdeler benim hesabımdır. Orijinal Ulusal Kanser Enstitüsü yayını okunmadı.
- Kanser Derneği: Kuruluş (1913), Kadınlar Alan Ordusu (1936), gönüllü sayıları ve 1945 yeniden adlandırma derneğin kendi tarih sayfasından. Dernek ilk büyük kampanyayı 1946'ya, bir şirket tarihçesi 1945'e koyuyor; bu yazıda yalnızca "1945-46" yazıldı.
- Beşte bir iddiası: 1930'larda beş yıllık sağkalımın yaklaşık beşte bir olduğu ifadesi, bir tartışma yazısında ulusal enstitünün eski bir yöneticisine atfedilmişti ve dayanağı gösterilmemişti; kullanılmadı.
- Kapsam dışı: Kemoterapi (yarının konusu) ve tanı (103. gün) bu yazıda anlatılmadı; 1941'de Türkiye'nin durumu doğrulanamadı.
"JD" ve Goodman ile Gilman'ın Gizli Denemesi (1942)
Bugün üç aracın sınırını çizdik ve sınırın ötesinde kalanın, kanda dolaşan hücreler olduğunu gördük. Yarın o sınırı ilk kez aşan denemeye gidiyoruz: Yale'de iki farmakoloğun, İkinci Dünya Savaşı koşullarında gizlilik altında, ileri evre bir lenfoma hastasına verdiği azot mustardı. Hastanın kimliğini ve tarihleri, plandaki 27 Ağustos 1942 tarihi dahil, yazmadan önce kaynaklardan yeniden sınayacağım.
Yazarın notu: Bu yazı bir panoramadır: yeni bir olayı anlatmak yerine bildiğimiz üç çizgiyi yan yana koyar ve kronolojideki boşluğu gösterir. Birkaç rakamı (Coutard'ın yüzde 52'si, End Results oranları) ikincil sayfalardan aldım ve kesinliğini abartmadım; fact-check kutusunda işaretli. Dönemin ulusal sağkalım rakamını güvenle yazamadım ve yazmamayı seçtim. Ayrıca 113. günün Karnofsky yazısı kronolojide bir adım öndeydi; yazı dizisi şimdi 1942-43'e dönüyor.
Kaynaklar ve İleri Okuma
- Halsted WS. The results of operations for the cure of cancer of the breast performed at the Johns Hopkins Hospital from June, 1889, to January, 1894. Ann Surg 1894;20:497-555.
- Willers H, Beck-Bornholdt HP. Historical experiences in trying different overall treatment times in x-ray therapy of malignant head and neck tumors in the 1920s and 1930s. 1996 (PubMed 8928059; Almanca özet).
- National Cancer Institute, End Results Group. Progress Against Cancer: long-term survival rates (Sixth National Cancer Conference sunumu; ikincil yeniden basım).
- American Cancer Society. Our History (cancer.org tarih sayfası).
- Huggins C, Hodges CV. Studies on prostatic cancer. I. Cancer Res 1941;1:293-297.
- Mukherjee S. İmparatorluğun Kralı / The Emperor of All Maladies: A Biography of Cancer. New York: Scribner, 2010.
Bu yazı "365 Günde Kanser Tarihi" serisinin 114. günüdür ve cerrahi, radyoterapi ve hormonal tedavinin 1941 itibarıyla gücünü ve sınırlarını tarihî bir bilanço olarak ele alır. Tarihî-popüler bir anlatımdır; tanı ya da tedavi önerisi değildir. Kendi sağlığınız için hekiminize danışın. Kaynaklar doğrulanmıştır; yalnızca ikincil kaynağa dayanan ayrıntılar fact-check notlarında belirtilmiştir.
Bu yazı size yardımcı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardımcı olur.




