Tıbbi Onkolog Prof. Dr. Mustafa Özdoğan Memorial Antalya Hastaneler Grubu Onkoloji Merkezi Başkanı "Kanser alanındaki en büyük eksiklik, halka yönelik sade ve anlaşılabilir bilgiye ulaşılamamasıdır. Web sitemiz ile bu eksikliği giderdiğimizi düşünüyorum."

Anasayfa - Kanser Haberleri - Kanserin nedenleri - HIV infeksiyonu ilişkili kanserler ve diğer hastalıklar
HIV infeksiyonu ilişkili kanserler ve diğer hastalıklar

HIV infeksiyonu ilişkili kanserler ve diğer hastalıklar

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült
06.04.2018

HIV (Human Immunodeficiency Virus / İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) isminden de anlaşılacağı üzere bağışıklık sistemine zarar vererek çeşitli hastalıklara, ilerleyen süreçte AIDS adı verilen sendroma yol açabilmektedir. Bağışıklık sistemimizi baskılayan bu virüs; EBV, HPV gibi diğer virüslerin vücutta barınarak hastalık ve kansere yol açmalarına altyapı oluşturabilmektedir.

Virüsler ve bakteriler kansere yol açabilmektedir. Hatta tüm kanserlerin % 16'sının mikroorganizmaların oluşturduğu uzun süreli enfeksiyonlara ve bunlara karşı vücudun geliştirdiği bağışıklık tepkisine bağlı oluştuğu düşünülmektedir. Kanser oluşumu ve mikroorganizmalar arasındaki ilişkileri incelendiği alana metagenomik denmektedir.

HIV virüsünün bağışıklık sistemi üzerinde oynadığı role baktığımızda, karşımıza CD4 pozitif T hücreleri çıkmaktadır. CD4 + T hücrelerine yerleşen HIV virüsü, bu hücreleri yıkarak bağışıklık sistemine ağır harabiyet vermektedir. Bağışık sistemindeki bu baskılanma sonucunda bireyler; basit bir enfeksiyonun ağır geçmesi, lenf bezlerinde büyüme, tekrarlayan uçuklar, kilo kaybı, nedeni bilinmeyen ateş, fırsatçı enfeksiyonlar (tüberküloz, pamukçuk, bazı bakteri ve mantarlar) ve hatta bazı kanser türleri [kaposi sarkomu, serviks (rahim ağzı) kanseri, bazı lenfomalar vb.] gibi çok geniş klinik tablolarla karşımıza gelebilmektedir.

AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu); HIV virüsüyle enfekte olmuş (HIV pozitif) bireylerde görülen, bağışıklık sisteminin baskılanmasıyla seyreden bulaşıcı bir hastalıktır. AIDS; HIV pozitif bireylerde uzun yıllar boyunca görülmeyebilmekte ve ilerleyen yıllarda HIV enfeksiyonunun son aşaması olarak karşımıza çıkabilmektedir. HIV tanısında, riskli temastan en az 3 ay sonra yapılan ELİSA testi en doğru sonucu vermektedir.

Newyork ve California’da son zamanlarda homoseksüel erkeklerde pnömoni (zatürre) ve kaposi sarkomunun artış göstermesi AIDS epidemisinin (salgın) erken habercisi olarak görülmekte ve tıp dünyasının ilgisini bu yöne çekmektedir.

HIV ile ilişkili kanserler hangileridir?

ABD'de HIV+ bireylerde kaposi sarkomu, agresif b hücreli lenfoma, serviks kanseri gibi bazı kanser türleri; 1990’lı yılların ortasında başlanan anti-HIV (antiretroviral) tedavisinden önce genel popülasyona oranla % 30 oranında daha sık görülürken, anti-HIV tedavisi sonrası bu sıklığın %70 oranında azaldığı görülmekte, 2000’li yıllardan sonra ise daha ılımlı olmakla birlikte sıklıkta düşüş devam etmektedir. Bununla birlikte anti-retrovital tedavi, HIV pozitif bireylerdeki sağ kalımı artırdığı için AIDS’li birey sayısı ABD’de 2 kattan fazla artmış ve bu grubun yaş ortalaması da artmıştır. HIV pozitif veya AIDS’li bireylerin büyük bir kısmı şu anda kanser sıklığının arttığı yaşlarda olduğu için HIV ile ilişkisi olmayan diğer kanser türleri de daha sık görülmektedir. Bu nedenle; HIV pozitif bireylerde HIV ilişkili kanserlerin yükü son 20 yıldır nispeten sabit kalmış ancak HIV ilişkisiz kanserlerin yükü artmaktadır. Sigara kullanımının HIV + bireylerde yüksek olması sonucu, akciğer kanseri görülme sıklığı, HIV + bireylerdeki tedavi sonrası sağ kalım sonucu da ileri yaşlarda görülen prostat kanseri gibi kanserlerin sıklığı artmaktadır.

Kaposi sarkomu nedir, HIV ile ilişkisi nasıldır?

Kaposi sarkomu, yumuşak doku sarkomunun bir türüdür. Kaposi sarkomu genellikle cilt yüzeyinin altında veya ağız, burun veya anüs astarında bulunan dokuda gelişir.

Kaposi sarkomunun homoseksüel erkeklerde HIV enfeksiyonu riski taşıyan diğer risk gruplarına göre daha sık görülüyor olması; kaposi sarkomu etyolojisinde (nedenlerinde) ikinci bir enfeksiyon ajanının rol oynayabileceğini düşündürdü. 1994 yılında Chang ve arkadaşlarının kaposi sarkomlu bireylerde HHV8 adlı yeni bir herpes virüs keşfetmeleri bu iddianın haklılığı ortaya koymuştur. Bu bulgunun üzerine HIV + bireylerde daha sık gözlenen diğer kanserlerin nedeni olarak diğer virüslerin rol oynayabileceği fikri üzerine yapılan araştırmalar; EBV, HPV, HBV, HCV gibi diğer onkovirüslerin ortaya konmasıyla sonuçlanmıştır.

Kaposi sarkomu; birkaç oral mukoza (ağız içi) lezyonundan, bir veya daha fazla organı özellikle oral mukozayı, sindirim sistemini, lenf düğümlerini, akciğeri, kemikleri içeren çoklu lezyonlara kadar uzanabilen çok merkezli bir tümördür. Alttipleri; klasik form, endemik form, transplantasyon ilişkili form ve salgın (AIDS) ilişkili formdur. HHV8 virüsü bu formların tamamının nedenidir.

HHV8; hücre çoğalması, sitokin üretimi ve yeni damar üretimini tetikleyen bir dizi gen kodlamakta ve böylece kanser gelişimine neden olmaktadır. Kaposi sarkomu lezyonları genelde bacaklarda gelişmektedir çünkü, vücudun diğer bölgelerine kıyasla oksijence fakir bu alanda tetiklenen faktörler tarafından aktive edilen HHV8 kodlu genler tümör gelişimini kolaylaştırmaktadır.

HIV ilişkili kaposi sarkomunda radyoterapi gibi lokal terapiler, 9cis retinoik asit gibi tedavilere ek olarak mutlaka anti-HIV (antiretroviral) tedavisi kombinasyonu gereklidir. Antiretroviral tedavilere cevap oldukça iyi olmakla birlikte cerrahi genelde geri planda kalmaktadır. Antiretroviral tedavilere cevap vermeyen bireylerde sistemik bir tedavi en iyi seçenek olarak görülmektedir.

HHV8 ilişkili diğer hastalıklar;

-Primer Efüzyon Lenfoma (%80 EBV ile koinfeksiyon)

-Multisentrik Castleman Hastalığı

- HHV8 İnflamatuar Sitokin Sendromu

HIV ilişkili lenfomalar (lenf kanserleri) hangileridir

HIV-lenfoma ilişkisi ortaya konduktan sonra lenfomalara yeni bir sınıfladırma getirilmiş ve yeni lenfoma türleri bulunmuştur. HIV ilişkili lenfomalara bakıldığında başta primer santral sinir sistemi lenfoması, hodgkin lenfoma, plasmoblastik lenfoma olmak üzere birçoğunda EBV (ebstein barr virüs) ile enfekte tümör hücreleri görülmekle birlikte; Burkitt, diffüz büyük b hücreli lenfoma gibi diğer bazı lenfomaların da EBV negatif olduğu bilinmektedir.

Plazmoblastik lenfoma; HIV hastalarının çenelerinde tanımlanmış EBV ilişkili agresif bir tümördür. Hodgkin lenfomada ise Reedstenberg hücreleri genelde EBV ilişkilidir. Hodgkin lenfomanın kliniğine bakıldığında HIV + bireylerde; ileri yaşlarda görülme, B semptomlarının görülmesi (ateş, gece terlemesi, kilo kaybı gibi), anormal prezantasyon (beklenmedik hastalık bulguları) olasılığı daha yüksek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Lenfoma; HIV enfeksiyonunun ortaya çıkış belirtisi olabileceği için Lenfomalı bireyler HIV açısından detaylı bir şekilde incelenmelidir. Agresif HIV ile ilişkili lenfoması olan bireylerde evreleme santral sinir sistemi tutulumunu içermelidir. Santral sinir sistemi tutulumu; gadolinyumlu (kontrastlı) eMaR, PET tarama, biyopsi gibi yöntemlerle değerlendirilebilmektedir.

HIV ilişkili lenfomalarda hastaların genel sağ kalımı anti-retroviral tedavi (ART) öncesi dönemde %20'den az iken, ART içeren tedavi rejimleri sonrası şu an %80’den yüksek olduğu görülmektedir.

HIV ilişkili diğer lenfoproliferatif hastalıklar

- Diffüz Büyük B Hücleri Lenfoma

- Burkitts Lenfoma

- Primer Efüzyon Lenfoma

- HHV ilişkili multisentrik hastalık

- Castleman hastalığı

- Hodgkin Lenfoma

HPV (human papilloma virüs) ilişkili kanserler

HPV ilişkili kanserlere bakıldığında serviks (rahim ağzı) kanseri ve anal (makat) kanser başta olmak üzere, baş boyun kanserlerinin %30’u ve orofaringeal kanserlerin büyük çoğunluğu karşımıza çıkmaktadır. HIV+ bireylerin bağışıklıklarının baskılanması sonucu HPV enfeksiyonunun tabloya eklenmesi üzerine bu klinikler izlenmektedir. Bu süreçte kanser öncüsü lezyonların tanınması ve yönetimi çok önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle HIV + kadınlarda serviks kanseri taraması büyük önem taşımaktadır. Anal kanser ise daha çok homoseksüel erkeklerde görülmekle birlikte, anal kanser için de benzer tarama programları geliştirilmiştir.

HIV ilişkili kanserlerden korunma

HIV ilişkili kanserlerin çoğu onkojenik virüsler veya diğer ekzojen ajanlardan kaynaklanmakta ve potansiyel olarak önlenebilmektedir. Bu süreçte en önemli yaklaşım HIV’in erken teşhisi ve tedavisidir. Ek olarak; HPV ilişkili kanserler aşı ile önlenebilmektedir. HPV aşıları 26 yaş öncesi hem kız hem de erkeklerde uygulandığında en etkili sonucu vermektedirler. Bunun yanı sıra; HBV (hepatit-B) aşılaması ile karaciğer kanserleri, HHV8 bulaşının önlenmesi ile de kaposi sarkomunun görülme riski azaltılabilmektedir. Vücut sıvıları ile bulaş göz önünde bulundurulduğunda; bulaşın azalmasına odaklanan hasta eğitimi ve halk sağlığı önlemlerinin, kontrollü çalışmalarla kesin olarak ortaya konmamakla birlikte; etkili olabileceği ileri sürülmektedir.

Bu süreçte sigaranın bırakılması özel bir önem taşımaktadır. Sigara kullanma sıklığı HIV + birçok bireylerde genel toplumdan daha yüksektir ve akciğer kanseri, kanserle ilişkili ölümlerin en önemli nedenlerinden biridir. 55-80 yaş arası 30 paket yıl sigara öyküsü olan hastalara düşük doz bilgisayarlı tomografi ile yıllık akciğer kanseri taraması yapılmalıdır.

Sonuç

Anti-retroviral tedavilerin gelişimi genel sağ kalımı iyileştirme ve HIV ilişkili kanserlerin sıklığını azaltmak için büyük ilerlemeler sağlamakla birlikte; HIV ilişkisiz kanserler, komplikasyon ve ölümlerin ana sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dünya üzerinde HIV+ 35 milyondan fazla insan arasında etkenlerin taranması, kanserlerin önlenmesi, teşhisi ve tedavisi üzerine yapılan yeni çalışmalar ile yeni yaklaşımlar karşımıza çıkmaktadır ve ilerleyen süreçte HIV+ bireylerdeki hastalığın yönetimi konusundaki ümitler artmaktadır.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Daha fazla veya daha az alkışlayarak, bize hangi yazılarımızın daha fazla ilgi çektiğini gösterebilirsiniz.
Kaynak:

Robert Yarchoan et al.
HIV-Associated Cancers and Related Diseases
N Engl J Med.2018
Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Kanser Haberleri
Endometrium (rahim) seröz kanseri tedavisinde akıllı ilaç trastuzumab
Endometrium (rahim) seröz kanseri tedavisinde akıllı ilaç trastuzumab
En çok önlenebilir 8 kanser türü
En çok önlenebilir 8 kanser türü
Sağlıklı beslenme alışkanlığının sürdürülebilmesi için yol haritası
Sağlıklı beslenme alışkanlığının sürdürülebilmesi için yol haritası
Küçük hücreli akciğer kanseri tedavisinde uzun yıllar sonra etkili gözüken bir ilaç Lurbinectedin
Küçük hücreli akciğer kanseri tedavisinde uzun yıllar sonra etkili gözüken bir ilaç Lurbinectedin