Hızlı Arama
Anasayfa - Kanser Haberleri - Palyatif bakım - Psiko-onkoloji - Kadın ve erkek kanser hastalarında cinselliği korumak ve yeniden inşa etmek

Kadın ve erkek kanser hastalarında cinselliği korumak ve yeniden inşa etmek

Kadın ve erkek kanser hastalarında cinselliği korumak ve yeniden inşa etmek
Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült
11.09.2019

Kanserde cinsel yaşam konusu, 2 uluslararası kanser derneğinin (MASCC/ISOO) San Francisco'daki yıllık toplantısında bir kez daha gündeme geldi. Konunun uzmanları yaygın sorunları ve tedavi yaklaşımlarını, hastaların kanserden sonra sağlıklı bir cinsel hayat yaşamaları için gereken stratejileri masaya yatırdılar. Konu hem erkek hem kadın cinsiyet için ayrı ayrı ele alındı. Uzmanların görüş ve tecrübelerini yazımızda ifade etmeye çalıştık.

Erkek kanser hastalarında cinsel yaşam sorunları

Herkeste görülmemekle beraber, kanser tedavi süreci ve sonrasında cinsel işlev bozuklukları, tedaviler veya psikolojik faktörlerin etkisiyle ortaya çıkabilmektedir. Ereksiyon problemi, libido (cinsel istek) azalması, boşalma sorunları, ağrılı ve gecikmiş orgazm, erken boşalma gibi durumlar söz konusu olabilmektedir. Bu durumlardan biri söz konusu olduğunda beraberinde cinsel tatminde azalma, cinsel kimlik kaygıları, cinsellikten kaçınma (genellikle cinsel dürtü kaybı ile karışır), birliktelikte (evlilik veya diğer) genel tatminde azalma ile karşı karşıya kalınmaktadır. Zorlu bir hastalık süreci sonrasında cinsel yaşamın ve beraberinde birlikteliğin esenliğini sağlamak bu alandaki sağlık profesyonelleri ve onlara destek olanlar için önemli bir konudur. Konunun profesyonellerle konuşulabilmesi bu noktada büyük önem arz etmektedir. Hastalığın kendisi cinsel yaşam sorunlarına yol açabildiği gibi kanser tedavileri de bu sorunların nedeni olabilmektedir; ayrıca tabi kültürel algılar, anksiyete veya depresyon gibi durumlar da. Bu nedenle kanserin ve tedavisinin sonucunda oluşabilecek cinsel sorunlar hakkında hasta bilgi sahibi olunmalıdır. Örneğin radikal prostatektomi ameliyatı sonrası ereksiyon sorunlarının olabileceğinin açıklanması gibi veya bir hastanın kanserini tedavi etmek, düşük testosteron veya kalıcı üreme sağlığı problemleriyle sonuçlanacaksa, bu görüşmelerin önceden yapılması gibi…

Cinsel sağlığın sağlanmasında hasta ile doktor arasındaki iletişim esastır. Cinsellik hakkında davranışlar üzerine yapılan küresel bir çalışmada hastaların aile hekimlerine %12-14 oranında sorular yönelttiği ortaya koyulmuş ve neden sormayı tercih etmedikleri sorusuna en yaygın cevap, "hekimleri utandırmak istemedikleri" şeklinde olmuş.

Uygun hastalarda testosteron desteğinin yapılması da vurgulanan konulardan biridir. Hastalarda testosteron seviyesinin bakılması önerilmektedir. Bilinen bir gerçek daha var ki, düşük testosteron seviyeleri sadece cinsel dürtü kaybı, yetersiz ereksiyon sebebi değildir, bunun yanında kalp hastalıkları, osteoporoz (kemik erimesi) ve diyabet gelişimi açısından da risk faktörü olabilmektedir.

Konunu uzmanları ayrıca şunu belirtmişlerdir: cinsel sağlık hizmeti verilirken ilgisizlik, yargılama, hoşgörüsüzlük yapılacak en büyük yanlışlardır. Ancak hekimlerin mevcut tıp eğitimleri süreçlerinde bu konuda yeterli bir yaklaşıma sahip olabilmesi pek de mümkün görünmemektedir.

Kadın kanser hastalarında cinsel sağlık

Kanser tedavileri sonrası menopoza geçiş döneminde görülen sıcak basması gibi vazomotor belirtiler şiddetli bir şekilde ortaya çıkabilmektedir ve daha çok tamoksifen veya aromataz inhibitörü gibi hormonal kanser tedavisi görenlerde sık görülmektedir. Regl döngüsü devam eden kadınların ise tedaviler sonucunda yumurtalık işlevi bozulabilmektedir. Menopoza giren ve menopozun etkileri nedeniyle hormon tedavisi alan hastalar meme veya jinekolojik kanser tanısı aldıklarında bu tedavileri kesme eğilimine girerler. Sıcak basmalarının - kanser hastaları dışında - tedavisi ise yine hormon tedavisi ile olmaktadır. Ancak kadınlar bu hormon tedavilerinin kansere neden olduğuna veya olabileceğine inanmaktadır. Bilinmelidir ki bu konuda hormona duyarlı tipte kanseri olanlar dışında diğer kadınların endişe duymasına gerek yoktur. Hormonal olmayan tedavi yaklaşımları da söz konusudur. Antidepresanlar (özellikle venlafaksin), gabapentin gibi seçeneklerin düşük dozlarda başlanması veya akupunktur diğer tedavilere uyumu artırmaktadır.

Vajinal darlık ve kuruluk, azalmış libido (cinsel istek/arzu) kadınlarda tedaviler sonrası ortaya çıkan sorunlardandır. Pelvik bölgeye radyasyon tedavisi sonrası vajinada daralma olabilmektedir, bu durum için vajinal dilatatörler (genişleticiler) bir tedavi seçeneği olmaktadır.

Birçok kadının hastanın vajinal kuruluk için yardım talep edebildiği, ancak özellikle hormon içermeyenleri istedikleri belirtildi. ABD’ de bu konuda birçok ürün olduğu ancak birçoğunun özellikle Ph dengesi ve osmolalite açısından uyumlu olmadığı bu yüzden bu yönden uygunsuz ürünlerin kullanılmaması vurgulandı. Bunun yanında ağrılı cinsel ilişkiye bir çözüm olarak da lidokain gibi lokal anestezik içeren yine Ph uyumlu ürünlerin kullanılabileceği ifade edildi.

Vajinaya lokal olarak östrojen uygulanması ve vajinal kan akımı artışı, salgıların artmasıyla kayganlık atışı ve vajinada duyarlılık artışı sağlayabilmektedir. Bu amaçla östrojen içeren Prasterone (vajinal dehidroepiandrosteron) ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından onaylanmıştır. Genitoüriner menopoz sendromlu kadınlarda, sistemik hormon düzeylerini arttırmadan semptomları iyileştirdiği gösterilmiştir, ancak bu ilacın aromataz inhibitörleri kullanan meme kanserli kadınlarda kullanılmasına ilişkin yayınlanmış bir veri bulunmamaktadır. Bununla birlikte pek çok onkolog, hormon reseptörü pozitif olup aromataz inhibitörleri alanlarda bile lokal (vajen bölgesine) östrojen tedavisi konusunda rahattır. Ancak bu şekilde bölgesel uygulanan hormonları yazarken, hekimler aktif maddeye göre değişiklik gösterdiğinden absorpsiyon konusunu daima göz önünde bulundurmalıdır. Ayrıca, bir kadında vajina-vulva bölge şikayetleri var ise, bölgesel hormon tedavisi, vajinadan daha az damarlandığı için vulva seviyesinde sınırlanmalıdır.

Rowen'e göre, vajinal kuruluk ve ağrı her zaman libido kaybına değinmeden önce tedavi edilmelidir. Ağrı giderildikten sonra, bupropion ve buspirone gibi antidepresanların endikasyon dışı kullanımı, bu ajanların arzuların iyileştirilmesinde bir miktar etkinlik gösterdiği kabul edilebilir.

Flibanserin adlı bir ajan, klinik çalışmalarda plaseboya karşı cinsel isteği arttırmıştır ve premenopozal (menopoz öncesi) kadınlarda düşük libido tedavisi için ilk FDA onaylı ilaçtı. Rowen'e göre, "Bu ilacın hormonlu hastalıkları etkilemeyeceğinden kanser hastalarımızda herhangi bir soruna yol açacağına inanmak için bir neden yok." Postmenopozal (menopoza girmiş) kadınlar için henüz onaylanmadı, ancak bu konuda etkili olacağına dair kanıtlar görünüyor.

Kadınlar, tatmin edici seks yapmadıkları için değil, düşük arzudan şikayet ediyorlar

Haziran 2019'da, premenopozal kadınlarda kullanılmak üzere bir melanokortin 4 reseptör agonisti olan bremelanotid, FDA tarafından onaylandı. Otomatik enjeksiyon yoluyla sağlanan bu ajan, cinsel işlevsellikte iyileşmelere ve klinik denemelerde kadınlara yönelik cinsel olaylarda tatmin edici bir artışa neden olmuştur.

"Cinsel olayları tatmin edici şekilde belirtmede bir sorun olduğunu düşünüyorum, çünkü kadınların benden şikayetçi oldukları şey, tatmin edici seks yapmadıkları değil. Arzularının düşük olduğundan şikayet ediyorlar; seks arzusu kadınlar için en önemli olan şeydir" dedi. "Bremelanotide hakkındaki güzel şey, flibanserine kıyasla, tek gecelik bir ilaç olmasıdır."

Rowen, ne yazık ki, menopoz sonrası kadınlar için hala FDA onaylı bir tedavi bulunmadığını, ancak en güçlü verilerin endikasyon dışı testosteron kullanımını desteklediğini belirtti.

Rowen'e göre, "Pek çok onkolog ve radyasyon onkoloğu bunun önemli olduğunu biliyor, ancak çoğu zaman bunun hakkında konuşmak için zamanları yok. Burası vajina ve vulva hakkında daha aşina bir meslektaşı ile, özellikle bir jinekolog ile ortak olmanın büyük bir rol oynadığı yer."

Ayrıca, terapötik (tedavi edici) bir planın hazırlanmasının cinselliğin duygusal ve fiziksel yönlerini de hesaba katması gerektiğini belirtti. Kanser tedavisi tamamlanan hastalar için cinsiyetin nasıl yeniden tanımlanacağını düşünmelidir. Rowen, "Bu kadınların bazıları cinsel ilişkide bulunamayacak" dedi. "Cinsel ilişkiye odaklanma, genel olarak büyük bir sorundur ve insanların samimi olması için başka yollar da var."

Sonuç olarak bu toplantıda kanser hastalarında cinsel sağlığın konuşulmasının çok önemli olduğu, özellikle hastalığın ve tedavilerin sonucunda cinselliğin nasıl etkilenebileceği yönünde bilgilendirmenin ve uygun iletişimin esas olduğu kanaatine varıldı.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Kaynak:

Preserving Sexuality and Restoring Sexual Function in Male and Female Cancer Survivors.
ascopost.com - By Meg Barbor, 10 August 2019
Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.