0
Ölü kanser hücrelerini, bağışıklık sistemini kansere karşı aktifleştirmek için kullanmak

Ölü kanser hücrelerini, bağışıklık sistemini kansere karşı aktifleştirmek için kullanmak

Yaşlanan ve hasar gören milyarlarca hücre her gün kontrollü bir şekilde ortadan kaldırılır. Bu olaya apoptozis denir. Virüsle enfekte olan hücre ise nekroptozis adı verilen mekanizma ile hedef alınır. Nekroptozis bağışıklık sisteminin enfekte olmuş hücreyi hedef alması ve yok etmesini içerir. Son zamanlarda, kanser hücrelerinde nekroptozisi aktif hale getirmenin bağışıklık sistemini anti-kanser bağışıklık tepkisini sağlamadaki etkisi araştırılmaktaydı. Bu bağlamda, Haziran 2019’da Science’da yayımlanan çalışmada, nekroptozis geçiren (ölen) kanser hücrelerini tümöre enjekte etmenin, bağışıklık sistemini kansere karşı aktif hale getirdiği keşfedildi. Aynı zamanda, genetik teknikler ile kanser hücrelerinin nekroptozis tetikleyen enzim üretmesini sağlamanın, immunoterapilerin etkisini arttırdığı görüldü.

- İlgili konu: Kanserle yakın ilişkili iki kavram: nekroz ve apoptoz

Çalışma ABD Washington Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Araştırmacılar, nekroptotik hücrelerin tümörlerdeki etkisini incelemek için, kanser hücrelerinde nekroptozis yolağını tetikleyen RIPK3 proteinini genetik tekniklerle aktif hale getirdi. Daha sonra, bu hücreler melanoma ya da adenokarsinom tümörlerine sahip farelere enjekte edildi. Takip eden haftada yapılan analizlerde, farelerde tümör büyümesi yavaşladı. Bu durumun, savaşçı T hücrelerin artışına bağlı olduğu tespit edildi. Aynı zamanda, nekroptozis aktif edilmiş kanser hücreleri enjekte edilen farelerin daha uzun yaşam süresine sahip olduğu görüldü. Nekroptotik hücrelerin T hücreleri direkt tümöre saldırmasını uyarmak yerine, belirli sitokinler ve kemokinler salgılayarak tümör çevresinde bulunan T hücrelerini aktif hale getirdiği görüldü.

tmc icerisinde nekroptotik hucre olumunun antitumor immuniteyi arttirdigi oneren model 570173

Araştırmacılar aynı zamanda nekroptozisi aktif hale getirmek için bir strateji daha geliştirdi. Nekroptozis aktive eden enzimi (RIPK3) kodlayan geni bir virüse yerleştirerek tümör hücrelerine gönderdi. Böylelikle, virüs, kanser hücrelerini enfekte ederek bu enzimin üretilmesini sağlayacaktır. Bu yöntemle birlikte bağışıklık sistemi kontrol noktası inhibitörü sınıfından immünoterapi kullanıldığında fare modellerinde tümörler etkili bir şekilde yok edilmiştir ve farelerde uzun süre tümör oluşumu gözlemlenmemiştir.

Peki bu çalışma bize ne ifade ediyor?

  • Ölen kanser hücrelerini tümör içine enjekte etmenin savaşçı T hücrelerini kansere karşı aktif hale getirdiği keşfedildi.
  • Nekroptozis yolağını aktif hale getirmek etkili bir kanser tedavi stratejisi olabilir. Aynı zamanda, immünoterapilerin etkinliği bu yolla arttırılabilir.
  • Nekroptozisi aktif hale getirmek, diğer hücre ölüm yolaklarını hedef almaktan daha etkili bir strateji olabilir. Pek çok tümör apoptozis (programlı hücre ölümü) bloke etme yeteneğine sahiptir. Nekroptozise direnç geliştiren az sayıda kanser türü vardır.
  • Bu çalışmada kanser hücrelerinde nekroptozisi aktif hale getirmek için 2 yöntem geliştirilmiştir. Birincisi, kanser hücrelerinde nekroptozisi aktif hale getirip tekrardan hücrelere göndermek. İkincisi ise nekroptozisi tetikleyen enzimi kodlayan geni virüsler aracılığıyla kanser hücresine ulaştırarak kanser hücrelerinde RIPK3 enzimi üretilmesini sağlamak. İki yöntemde de nekroptozis ile bağışıklık sisteminin kansere karşı aktif hale getirilmesi amaçlanmaktadır.
  • Önemle vurgulamak gerekir ki, bu çalışma halen laboratuvar aşamasındadır. RIPK3 enzimini sistematik bir şekilde aktif hale getirmenin sebep olacağı yan etkileri bilmiyoruz. Bu yöntemin klinikte kullanılabilmesi için uzun süreli preklinik ve klinik çalışmalara ihtiyaç vardır.

Annelise G. Snyder, Nicholas W. Hubbard, Michelle N. Messmer ve ark.

Intratumoral activation of the necroptotic pathway components RIPK1 and RIPK3 potentiates antitumor immunity.

Science Immunology 21 Jun 2019.

Sağlık ve Mutlulukla Kalın...

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlgili Haberleri


Kanın Yeniden Keşfi: Tıbbın En Eski Örneği Neden Hafife Alındı?

Kanın Yeniden Keşfi: Tıbbın En Eski Örneği Neden Hafife Alındı?

Bir damla kan, tıbbın elindeki en eski ve en sıradan...

MR-Linac: Radyoterapinin Gören Gözü – Tümörü Canlı İzleyen Teknoloji Fark Yaratıyor mu?

MR-Linac: Radyoterapinin Gören Gözü – Tümörü Canlı İzleyen Teknoloji Fark Yaratıyor mu?

Konu: MR-Linac (manyetik rezonans kılavuzlu radyoterapi, MRgRT) teknolojisi; çalışma prensibi,...

Tek Doz, Kalıcı Etki: Dünyanın İlk Vücut İçi CRISPR Gen Düzenleme Tedavisi Faz 3'ü Geçti

Tek Doz, Kalıcı Etki: Dünyanın İlk Vücut İçi CRISPR Gen Düzenleme Tedavisi Faz 3'ü Geçti

Herediter Anjiyoödemde Ataklar %87 Azaldı Ana kaynak: Cohn DM ve...

Telefonla Çekilen Bir Fotoğraf Göz Kanserini Fark Edebilir mi?

Telefonla Çekilen Bir Fotoğraf Göz Kanserini Fark Edebilir mi?

Telefonun Kameranı Bir Tarama Cihazına Dönüştürmek: Yapay Zekâ Destekli Uygulama...

Hakkımda

Özgeçmişim, kanser tanı ve tedavisine dair çalışmalarım ve ilgi alanlarım için tıklayın.

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan Hakkında