Anasayfa - Kanser Haberleri - Genel Kanser Haberleri - 4 Şubat Dünya Kanser Günü 2020 – KARARLIYIM ve YAPACAĞIM

4 Şubat Dünya Kanser Günü 2020 – KARARLIYIM ve YAPACAĞIM

4 Şubat Dünya Kanser Günü 2020 – KARARLIYIM ve YAPACAĞIM
paylaşwhatsappfacebooktwitterlinkedin
Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült
05.02.2020

Dünya genelinde artan kanser yüküne karşı yeni umutlar

Kanser, dünya genelinde en önemli hastalık yükü haline geldi; öyle ki dünyada her yıl 18 milyon, Türkiye’de ise yılda 200 bin kişi yeni kanser tanısı alıyor ve sağlık alanında gerçekleştirilen tüm bilimsel araştırmaların yarıya yakını kanser hakkında. Yaşlanan dünya nüfusu ile bu sayının önümüzdeki yıllarda artması bekleniyor. Ancak yeni ortaya çıkan tedaviler ve teknoloji, kanser tanısı konan hasta ve yakınlarına umut vermektedir.

Günümüzde kanser tanısı aldıktan sonraki 5 yıl içinde yaşayan 48.3 milyon insan var ve kanseri atlatanların tümü, bir insan zinciri oluşturmak için el ele tutsaydı, dünyayı bir turdan daha fazla çevrelerdi.

Kanser tedavisinde çok önemli bir yere sahip olan klasik kemoterapi uygulamalarının geçerliliğini korurken, aşağıda detaylarını inceleyeceğimiz akıllı ilaçlar, genetik testler, son yılların en çok ses getiren tedavileri olan immünoterapiler, yeni teknolojiler, karar destek sistemleri ve hastayı anlık takip etmeyi sağlayacak elektronik sağlık kaydı çözümleri ile başarı oranlarının arttığını belirten Memorial Antalya Hastaneleri Onkoloji Merkezi Başkanı ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan şu bilgileri veriyor:

Dünya Kanser Günü nedir?

4 Şubat, Uluslararası Kanser Kontrol Birliği (UICC) tarafından 2008 yılında yazılan Dünya Kanser Bildirgesi’nin amaçlarını desteklemek üzere Dünya Kanser Günü olarak anılmaktadır. Dünya Kanser Günü'nün temel amacı, "Kanserin neden olduğu hastalık ve ölümleri önemli ölçüde azaltmak ve uluslararası toplumu önlenebilir kanserlere yaklaşım konusundaki adaletsizliği sona erdirmek için bir araya getirme fırsatı sunmaktır."

4 Şubat Dünya Kanser Günü sloganları içinde en dikkat çekenlerden biri "Kararlıyım ve Yapacağım". Biz de bundan ilham alarak şöyle diyoruz: "Kanserden korunmak, erken tanı ve en iyi kanser tedavilerinin seçimi için, yeni ve doğru bilgiler öğrenmeye KARARLIYIM ve YAPACAĞIM..."

Kanserin üstesinden, korkutulmuş değil, bilinçlendirilmiş bir toplumla gelinir

İnsanlığa katkısı olan, yaşamları kurtaran olaylar, tarihin her döneminde hatırlatıcı olarak anılmaları için yıl dönümlerinde kutlana gelmiştir. Kanser alanında ise tek bir günden bahsedilemez. Çünkü modern tıbbın gelişmesi ile özellikle son 150 yıldır dünyanın her noktasında hekimler, bilim insanları bu zorlu hastalığı anlamak ve kontrol altına almak için gece-gündüz aralıksız çalışmaktadır. Bununla birlikte kanserin öğrenilmesi ve unutulmaması gereken en önemli özelliklerinden biri, neredeyse yarısının önlenebilir olmasıdır. İşte bu, "kanserin önlenebilir olması" farkındalığını oluşturmak için her yıl 4 Şubat, Dünya Kanser Günü olarak çeşitli etkinliklerle anılmaktadır.

Dünden bugüne kanser tedavisi

2000’li yıllara kadar ileri evre kanserlerin tedavisinde daha çok sadece kemoterapi ile ilerleniyordu. Radyoterapi teknolojik olarak biraz daha zayıftı. Ama 2000 yılından sonra ikisi birbirine paralel olarak çok iyi bir gelişim gösterdi. İnsan Genom Projesi ile sayısı belirgin bir şekilde artan genetik hedeflere yönelik akıllı ilaçlar ve 2011 sonrası bağışıklık sisteminin kansere karşı aktifleştirilmesi anlamına gelen immünoterapilerle elimiz iyice güçlendi. Ayrıca kanser tedavilerinin bulantı, kusma gibi yan etkileri eskiye kıyasla çok daha iyi yönetiliyoruz, bu da kritik kanser tedavilerini daha etkili hale getirdi. Tüm bu gelişmeler hem hastaların yaşam süresine hem yaşam kalitesine anlamlı katkılar sağlamıştır.

Genetik hedeflere yönelik ilaçlarla daha akıllı tedaviler

Ağızdan hap şeklinde ve damardan olmak üzere iki farklı türevi bulunan hedefe yönelik akıllı ilaçlar, birçok kanser türünde kullanılabilir hale gelmektedir. Küçük molekül ya da antikor yapısında olan bu ilaçlar, kanser hücresinin büyüme reseptörlerine tutunarak tümörün büyüme uyarısı almasına engel olmaktadır. Mide bulantısı ve saç dökülmesi gibi yan etkileri minimum ya da kontrol edilebilir düzeyde olan bu ilaçlar, hastaya hem etkin bir tedavi seçeneği sunmakta, hem de tedavi sürecinde hastanın yaşam kalitesini artırmaktadır. Akıllı moleküller ve hedefe yönelik ilaçlar; özellikle beyin tümörlerinde, baş boyun, akciğer, mide, meme, böbrek ve prostat kanseri gibi birçok kanser türünde kullanılmaktadır. Bu ilaçların varlığı klasik kemoterapilerin varlığını ortadan kaldırmamakta, akıllı ilaçlar ile kemoterapiler, bazı kanser türlerinde kombine edilerek uygulanmaktadır. Çok daha yeni bir gelişme olarak akıllı ilaçlarla immünoterapi kombinasyonu, bazı kanserler için en etkili tedavi seçeneği haline gelmiştir; örneğin ileri evre böbrek kanseri.

Bağışıklık sisteminin dost ile düşmanı ayırması için immünoterapi

Bağışıklık istemi eforunun önemli bir kısmını normal hücreler ile yabancı hücreleri ayırmak için harcar. Bunu gerçekleştirmek için, hücresel düzeyde kontrol noktalarını kullanır. Savunma sistemini aktifleştirmek için, kontrol noktalarına etki eden moleküllerin aktif veya pasif konumda olması gerekir. İşte 2012 sorası kanser tedavisinde çığır açan ve savunma sistemini aktifleştiren bu immünoterapilere, immün kontrol noktası inhibitörü denir ve bu ilaçların keşfi 2018 Nobel Tıp Ödülü'ne layık görüldü.

İmmünoterapi ile ileri evre akciğer kanserine sahip her 4 hastadan biri, 5 yıldan fazla yaşam süresine ulaştı

İmmünoterapiler, ileri evre akciğer kanserlerinde kullanılmaya başlanmadan önce 5 yıllık sağkalım oranı, sadece %5'ler civarında idi.

İmmünoterapi yönteminde, insan vücudunda bulunan kanser savaşçısı hücreleri kanser dokusuna yönlendirerek hastalık tedavi edilmeye çalışılmaktadır. Serum şeklinde ve 2-3 haftalık periyotlarla hastaya verilen bu ilaçlar, akciğer, böbrek, mesane kanseri, agresif cilt kanseri malign melanom ve lenfoma başta olmak üzere şimdiye kadar 16 kanser türü için ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) kullanım onay almıştır.

Kanserde çığır açan bir başka immünoterapi çeşidi ise, “hücresel immünoterapilerdir”. Bu sınıfın en etkili tedavisi, canlı kanser ilacı CAR T-hücre terapilerdir. Bazı lösemi ve lenfoma türlerinde etkili oldukları gösterine ve FDA onayı alan bu tedavi, genetik mühendisliği yöntemleri ile hastanın kendisinden alınan bağışıklık sisteminin T-hücrelerinin modifiye edilerek kanserle savaşmak için tekrar hastaya verilmesi şeklinde uygulanmaktadır.

Genetik testlerle risk analizi ve moleküler hedeflerin saptanması

Kanser, hücresel seviyede genetik bir hastalıktır. Hücrelerin çoğalmasını, birbirleriyle olan ilişkilerini kontrol eden genlerde meydana gelen hasarların birikmesi sonucu hücre kontrolsüz çoğalmaya başlar ve kanser oluşur. Yani "kanser genetik bir hastalıktır" derken söylenmek istenen, kanserin anne veya babadan geçmesi değil, genlerin etkilenmesi sonucu hastalığın oluşmasıdır. Bununla birlikte kalıtsal kanserler de vardır; anne veya babadan kalıtsal geçiş gösteren kanserler, tüm kanserlerin yüzde 5-10’unu oluşturmaktadır (bakınız kanserde kalıtsal ve ailesel farkı).

Kanserde iki çeşit genetik test bulunmaktadır:

Birincisi, anne-babadan geçebilen, kanserle ilişkili olan germline mutasyonların tespiti için kullanılmaktadır. Kalıtsal geçiş gösteren hasarlı genlerin tespit edilmesi, etkili korunma stratejilerinin geliştirilmesine ve kişiye özel tedavilerle koruyucu cerrahilerin uygulanmasına katkı sağlamaktadır. Örneğin, annede yumurtalık kanseri, teyzede meme kanseri öyküsünün bulunması, kişinin kalıtsal risk taşıdığının göstergesidir. Yapılan testlerde BRCA mutasyonu saptandığında ise koruyucu olarak meme içinin boşaltılması ve yumurtalıkların alınmasına yönelik cerrahiler gündeme gelmektedir. Ailesinde bu tür kanserler bulunan kişilerin normal bireyler gibi yalnızca kanser tarama testleri yaptırması yeterli olmayacaktır (bakınız "kimler kalıtsal meme kanseri için genetik test yaptırmalı?")

İkincisi, kalıtsal olmayan kanserleri tetikleyici mutasyonları belirleyici özelliktedir.

Kalıtsal olmayan kanserler içinse, “tetikleyici mutasyonların tespitine dayanan genetik testler” giderek yaygınlaşmaktadır. Günümüzde kanserle çok yakın ilişkili 200’e yakın gen tanımlanmıştır ve bunların mutasyonlarının bir kısmına karşı etkili hedefe yönelik akıllı ilaçlar geliştirilmiştir. Bu çeşit genetik testlerin en çok kullanıldığı kanserlerin başında ise akciğer, over, kalın bağırsak ve pankreas kanserleri gelmektedir (örneğin ALK, EGFR, KRAS, NTRK).

Erken tanı hangi kanserlerde konulabilir?

Mamografi ile meme, kolonoskopi ile kalın bağırsak, Pap-smear ve HPV testi ile rahim ağzı ve sigara içicilerinde düşük doz akciğer tomografisi ile akciğer kanserlerine etkili bir şekilde erken tanı konulabilir. Buna karşın pankreas, yutak, mide, böbrek ve over kanseri, etkili erken tanı testlerinin henüz bulunmadığı ve çoğuz aman sadece şikâyet olduğunda tanı konulabilecek kanserlerdir. Kanserde erken tanı son zamanlarda çok suiistimal edilen bir alandır. “Dolaşan tümör hücresi bakarak kanserde erken tanı koyuyoruz” diyen gruplar bulunmaktadır. Popüler mesajlar yerine doğru mesajlar verilmelidir. Bu hastalığın biyolojisi gereği bir grup hastalıkta maalesef daha agresif seyreder. Ve birdenbire çıkıp şikâyet verdiğinde, örneğin bir sırt ağrısı olduğunda ve bu ağrı uzun sürdüğünde metastaz yani 4. evre olmuş olabilir.

Yapay zekâ, doktorların kararlarına rehberlik edecek

Yeni teknolojiler, doktorların gelecek on yıl içinde hastalara nasıl davranacağını ve onlarla etkileşime girme şeklini değiştirecek. Yapay zekanın (AI), yakında bir hastanın tedaviye nasıl tepki vereceğini öngörmek için "birkaç ay beklemek" yerine doktorlara her bir hasta için en iyi tedavi planları hakkında bilgi vermek için kullanılacağını tahmin ediyoruz; özellikle bazı hastaların birkaç ay bekleyecek zamanı olmadığı düşünüldüğünde bu oldukça önemli bir gelişme.

Takım temelli yaklaşım önem kazanıyor

Kanser tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım önümüzdeki birkaç yıl içinde daha yaygın hale gelecek; bu yaklaşımı benimseyen kanser merkezleri çok daha iyi tedaviler sunacak. Multidisipliner kanser ekibinde tıbbi onkolog, cerrah, radyasyon onkoloğu, palyatif bakım uzmanı ve onkoloji hemşiresi, hastaların bakımını yönlendirmek için birlikte çalışırlar.

Bu gerçekten önemli, çünkü yeni ve etkili kanser tedavilerine ulaşmak artık daha mümkün. Ama yine de yol boyunca olabilecek birçok komplikasyon (tedavi ve hastalığa bağlı tıbbi sorun) var. Tedavinin en iyi nasıl ilerletileceğine dair tüm uzmanların olduğu bir ortamda bakım yapmak tedavin her aşamasında gerçekten önemli.

Tedavi maliyetleri göz ardı edilmemeli ve hastaların adil bir şekilde tedavilere ulaşması için ulusal ve uluslararası çözümler geliştirilmeli

Kanser sadece bir kişinin fiziksel sağlığını zayıflatmaz; kişinin mali sağlığını da olumsuz etkileyebilir. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü'ne göre, ortalama tedavi maliyeti hasta başına 150.000 dolar civarındadır ve sadece ABD'nin 2020'de kanser bakım maliyetlerine 174 milyar dolar harcaması beklenmektedir.

Maliyet, giderek artan oranda birçok hastanın tedaviye erişmesini engelleyen bir durum olmaya başladı. Akıllı ilaçlar, immünoterapiler, CDK 4-6 inhibitörleri, PARP inhibitörleri... her biri oldukça maliyetli yeni tedaviler.

Ödeme gücü eksikliği finansal sıkıntılara yol açabilir. Ve finansal sıkıntılar, kanserinizden kurtulsanız bile daha kötü sonuçlara yol açabilir. Önümüzde 10 yıl boyunca maliyetler, ele alınması önemli bir diğer gereklilik.

Hastalığın her döneminde sağlıklı bir iletişim

Ülkemizde maalesef ölüm süreci ve ölüm konuşulmamaktadır. O süreci doğru yönetebilmek için bu gereklidir. Eğer ölümsüzlüğü ararsak hastalıklarda bu kez kıymetli olan o süreç lüzumsuz tedavilerle, bu işi kötüye kullanan insanlarla karşı karşıya gelinmesi kaçınılmaz olur. Gerçekten olması gereken son derece insani veda süreci kötü bir şekilde kullanılmaktadır. Dolayısıyla erken tanı, bölgesel ilerlemiş hastalığın nasıl yönetileceği, kanser türlerine göre nasıl farklılık olduğu, dördünce evre hastalığa nasıl yaklaşım olacağı, bugün dünyada var olan tedaviler kullanıldıktan sonra artık bu tedavinin yanıt vermediği, bu periyodun da nasıl yönetileceği güzel konuşulursa insanlara çok daha umut verilmiş olunur. Umut sadece ölümsüzlük değildir, hepimizin bir sonu var. Dolayısıyla burada umut ağrının olmaması, kalan sürenin çok daha iyi yaşatılacağıdır. Yeterince onkolojik donanıma sahip olunmalı, lüzumsuz tedavilerle hasta yorulmamalıdır.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.