19 Ağustos 2021'de FDA, önceki neoadjuvan kemoterapi, lenf nodu tutulumu veya PD-L1 durumundan bağımsız olarak, radikal ameliyat sonrası nüks (tekrar) riski yüksek olan ürotelyal (mesane ve idrar yolları) karsinomlu hastaların adjuvan (koruyucu) tedavisi için nivolumab (Opdivo) adlı immünoterapiyi onayladı.

Bu onay, mesaneyi veya idrar yolunun bir kısmını çıkarmak için büyük bir ameliyat geçiren ve ürotelyal karsinomlarının tekrarlama riskini azaltmaya yardımcı olabilecek ek tedavi yaklaşımlarına ihtiyaç duyan hastalar için önemli bir kilometre taşıdır.

Kontrol noktası inhibitörü sınıfından yeni nesil bir immünoterapi olan nivolumabın, kas tabakasına sirayet etmiş ürotelyal karsinom için ameliyat geçirmiş hastalarda adjuvan tedavi olarak kullanıldığında oldukça etkili bulunduğu, 2021 Genitoüriner Kanserler Sempozyumu'nda CheckMate 274 çalışması ile duyurulmuştu. Bu çalışma, onkolojide, son 5 yılın en önemli gelişmelerinden biri olarak dikkatleri çekmişti.

  • Çalışmanın en önemli sonucu ortanca hastalıksız sağkalım verisi idi: immünoterapi ile 20,8 aya (%95 GA: 16,5 - 27,6) karşı plasebo ile 10.8 ay (%95 GA: 8,3 - 13,9).
  • Nivolumab, plaseboya kıyasla hastalığın tekrarlaması veya yaşam kaybı riskinde %30'luk bir azalma ile sonuçlanmıştır (HR, 0.70; %95 GA: 0,57 - 0,86; P = .0008).
checkmate 274 çalışmasında hastalıksız sağkalım süreleri mesane adjuvan nivolumab

Tümörlerinde PD-L1 pozitifliği %1 veya daha yüksek olan hastalarda, nivolumab ile ortanca hastalıksız sağkalıma henüz ulaşılmadı (%95 GA: 21.2 - değerlendirilemez). Bu grup hastada plasebo ile ortanca hastalıksız sağkalım 8,4 ay (%95 GA: 5,6 - 21,2) bulundu. Bu alt grupta, immünoterapi, hastalığın tekrarlaması veya ölüm riskinde %45'lik bir azalma ile sonuçlanmıştır (HR, 0,55; %95 GA, 0,39 - 0,77; P = .0005).

CheckMate-274'ten elde edilen veriler, platin içeren kemoterapi sırasında veya sonrasında hastalık progresyonu (ilerlemesi) yaşayan veya 1 yıl içinde hastalık progresyonu olan lokal olarak ilerlemiş veya metastatik ürotelyal karsinomlu hastalarda kullanım için nivolumaba verilen 2017 tarihli hızlandırılmış FDA onayı için doğrulayıcı kanıt olarak hizmet eder. Güncel çalışmadan elde edilen bulgular, bu ortamda hızlandırılmış onayın düzenli bir onaya dönüştürülmesini desteklemektedir.

Çalışmanın detayları

Çok merkezli, çift kör, plasebo kontrollü CheckMate-274 çalışmasına, neoadjuvan sisplatin kemoterapisi almış ypT2-ypT4a veya yPN-pozitif kasa invaziv ürotelyal karsinomu (MIUC) olan hastaları kaydetmiştir. Çalışmaya katılmaya, önce neoadjuvan sisplatin kemoterapisi almayan ve adjuvan sisplatin kemoterapisi adayı olmayan veya almak istemeyen pT3-pT4a veya pN-pozitif kasa invaziv ürotelyal kanserli hastalara da izin verildi.

Ek olarak, hastaların son 120 gün içinde radikal cerrahi geçirmiş olmaları ve çalışma ilacının ilk dozundan sonraki 4 hafta içinde hastalıksız duruma sahip olmaları gerekiyordu.

Çalışma katılımcıları, 2 haftada bir 240 mg nivolumab (353 hasta) veya 2 haftada bir IV plasebo (356 hasta) almak üzere 1:1 oranında randomize edildi. 1 yıla kadar adjuvan tedavi gördüler.

Hastalar, PD-L1 ekspresyonuna (<%1'e karşı ≥%1), önceki neoadjuvan sisplatin bazlı kemoterapiye (evet veya hayır) ve patolojik nodal durumuna göre sınıflandırıldı.

Araştırmanın birincil sonlanım noktaları, araştırmacı tarafından değerlendirilen tüm hastalarda hastalıksız sağkalım ve PD-L1 ekspresyonu %1 veya daha yüksek olan tüm hastalarda hastalıksız sağkalım idi. İkincil sonlanım noktaları, ürotelyal olmayan nükssüz sağkalım, hastalığa özgü sağkalım ve genel sağkalımdan oluşuyordu. Keşif amaçlı sonlanım noktaları, uzak metastazsız sağkalım, güvenlik ve sağlıkla ilgili yaşam kalitesini içeriyordu.

2021 Genitoüriner Kanserler Sempozyumu'nda bildirildiğine göre, kollardaki çalışma katılımcılarının ortalama yaşı 65.6, %76.1'i erkek, %48.1'i Avrupa'dan ve %62.8'i ECOG performans durumu 0'dı. Ayrıca, tümör orijini ilk tanıda hastaların %78,9'u mesane, geri kalanında ise üst idrar yolu hastalığı vardı. Hastaların %39,8'inde PD-L1 ifadesi %1 veya daha yüksekti. Ek olarak, hastaların %43.4'ü daha önce neoadjuvan sisplatin kemoterapisi almıştı.

Nivolumab kolundakilerin %98,9'u ve plasebo kolundakilerin %95,4'ü herhangi bir nedene bağlı yan etki yaşadı; Sırasıyla hastaların %42.7'si ve %36.8'i 3. derece veya daha yüksek yan etkiler yaşadı. İmmünoterapi alan hastaların %12.8'i tedaviye bağlı toksisiteler nedeniyle ilacı bırakmışken, plasebo alanların %2'si yan etkiler sebebi ile ilacı bıraktı.

Nivolumab ile bildirilen en yaygın 3. derece veya daha yüksek tedaviyle ilişkili yan etkiler diyare (%0.9), kolit (%0.9) ve pnömoniti (%0.9) içermiştir. Plasebo kolunda en sık görülen yan etkiler kolit (%0.6), diyare (%0.3), gama-glutamiltransferaz artışı (%0.3) ve hepatit (%0.3) idi.