Prostat-Kanseri-Hastalari-Tedaviye-Baslamadan-Risk-Gruplarini-Bilmeli

Prostat Kanseri Hastaları Tedaviye Başlamadan Risk Gruplarını Bilmeli

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Prostat kanserli hastaların, hekimlerinin de yardımıyla hangi risk grubunda olduğunu öğrenmesi; gerek tedavi kararı verilirken, gerekse hastalığıyla ilgili gelişmeleri takip ederken daha aktif bir rol oynayabilmeleri için son derece önemlidir.

Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen ve en çok yaşam kaybına neden olan kanserlerden olmasına karşın, doğru tedaviler uygulandığında son derece başarılı sonuçlar edilen bir kanser türüdür. Prostat kanserinin tedavisinde; cerrahi müdahaleyle prostat bezinin çıkarılması (radikal prostatektomi), radyoterapi ve herhangi bir müdahale yapılmaksızın yakından izlem gibi birden fazla seçenek mevcuttur.

Bu seçeneklerden hasta için hangisinin en uygun olduğuna karar verilirken; kanserin evresi, agresifliği veya PSA değerleri baz alınabilmektedir. Ancak esasında en doğru olanı; bu ölçütlerin hepsinin birden değerlendirilmesi ve hastanın risk grubunun (düşük/orta/yüksek) belirlenmesidir. Çünkü bu, hem tedavi kararının verilmesinde hem de prostat kanseri tedavisindeki gelişmelerin daha iyi takip edilebilmesinde ciddi yarar sağlamaktadır.

Düşük riskli prostat kanserlerinde ve orta riskli prostat kanserlerinin de bir kısmında herhangi bir tedavi uygulanmaksızın yakından izlem yaklaşımı ön plandayken, yüksek riskli prostat kanserlerinde ve orta riskli prostat kanserlerinin diğer bir kısmında cerrahi ve radyoterapi gibi yöntemler ön plana çıkmaktadır. Bunun yanında yapılan çalışmalarla prostat kanserindeki gelişmeler duyurulurken; sürekli risk grupları telaffuz edilmektedir. Ancak birçok hasta, kendi risk grubunu dahi bilmemektedir. Oysa prostat kanserli bir hasta, tedaviye başlamadan önce mutlaka hangi risk grubunda olduğunu bilmeli ve ona göre tedaviye başlamalı, ona göre gelişmeleri takip etmelidir.

Amerikan Üroloji Derneği ve Avrupa Üroloji Derneği tarafından kabul edilen prostat kanseri risk gruplamasına göre;

Düşük Riskli Prostat Kanseri: T1-T2a evre ve Gleason skoru ≤6 ve PSA ≤10

Orta Riskli Prostat Kanseri: T2b evre ve/veya Gleason skoru =7 ve/veya 10< PSA ≤20

Yüksek Riskli Prostat Kanseri: ≥T2c evre veya Gleason skoru 8–10 veya PSA >20

PSA (prostat spesifik antijen); prostat hücreleri tarafından üretilen bir proteindir. Bu proteinin kandaki seviyesinin ölçümü, prostat kanserinin tanı ve tedavi sonrası takibinde kullanılmaktadır. PSA için normal değer 4’ten düşük olmasıdır.

Gleason Skorlaması; Kanser hücrelerinin üreme ve yayılım hızları hakkında fikir veren ve kanserli hücrelerin normal hücrelerden farklılaşma derecesini değerlendiren skorlamadır. Gleson skoru, 2-10 arasında değişen bir skordur ve skor arttıkça kanserin daha agresif, ilerlemesinin daha hızlı olduğu anlamına gelmektedir.

T evrelemesi; Tümörün boyutlarına göre yapılan evrelendirmedir:

T1-T2a evre: Tümör prostatın bir yanının yarısından azında

T2b evre: Tümör prostatın bir yanının yarısından fazlasında

T2c evre: Tümör prostatın her iki lobunda

T3 ve üzeri evre: Tümör prostat kapsülünü aşmış durumda

Sonuç olarak; prostat kanserli hastaların, hekimlerinin de yardımıyla hangi risk grubunda olduğunu öğrenmesi; gerek tedavi kararı verilirken, gerekse hastalığıyla ilgili gelişmeleri takip ederken daha aktif bir rol oynayabilmeleri için son derece önemlidir.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Kaynak:

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3328553/table/t1-cuaj-2-121/