Proton-tedavisi-nedir-Diger-radyoterapi-yontemlerinden-daha-etkili-midir

Proton tedavisi nedir? Diğer radyoterapi yöntemlerinden daha etkili midir?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Radyoterapi (ışın tedavisi), kanserli hücrelere zarar vermek, onları öldürmek için yüksek enerjili ışınlarla ya da atomu oluşturan parçacıkların hızlandırılması ile elde edilen radyasyonun kullanıldığı bir tedavi yöntemidir. Radyasyon, genetik materyalde hasar oluşturarak hücreleri öldürmektedir. Günümüzde kemoterapi ile eş zamanlı veya tek başına kullanılabilen radyoterapi, eksternal (dıştan) ve internal (içten) iki şekilde uygulanabilmektedir. Eksternal radyoterapi dışarıdan, temas olmadan uygulanmaktadır; yoğunluk ayarlı radyoterapi (IMRT olarak da bilinir), proton tedavisi, konvansiyonel ışın tedavisi örnek verilebilir. İnternal radyoterapide tümörün yakınına veya içine radyasyon verici maddenin konulması söz konusudur.

Konvansiyonel (klasik) ışın tedavisi, yoğunluk ayarlı radyoterapiyi ve foton tedavisini kapsamaktadır. Foton tedavisinde ışın demetleri kullanılmaktadır. Yoğunluk ayarlı radyoterapi, tümörün maksimum dozda radyasyon almasını hedefleyen bir tedavidir. Burada kullanılan ışın, parçalara bölünerek vücuda çeşitli yerlerden verilmektedir ve tümörün üstünde kesişmeleri amaçlanmaktadır. Böylece tümörün maksimum radyasyona maruz kalması sağlanmaktadır.

Proton, atomu oluşturan bir parçacıktır. Bu atom seviyesi parçacık proton tedavisinde kullanılarak ışın üretilmektedir ve kanser hücrelerinin öldürülmesinde kullanılmaktadır. Burada dikkat edilecek noktalar radyasyonun miktarı ve radyasyonu tam olarak istediğimiz yere verebilmektir.

Yoğunluk ayarlı radyoterapinin avantajı düzensiz köşeli tümörlerin köşelerine dahi radyasyonun ulaşmasını sağlanmasıdır. Fakat bu işlem yapılırken tümörün komşuluğundaki yapılara da yüksek miktarda radyasyon dağılımı söz konusudur. Özellikle kalp ve akciğer bundan etkilenmektedir. Bu nedenle, tedavi yan etkisi olarak kalp hasarı ve radyasyon pnömonisi (akciğer dokusunun iltihaplanması) riski bulunmaktadır. Proton tedavisinde ise IMRT ile kıyaslandığında kalp hasarının daha az olduğu ortaya konulmuştur.

Proton tedavisinin gelişmiş ülkelerde popülaritesi giderek artan ve maliyeti oldukça yüksek bir tedavidir. Artıları, eksileri, diğer radyoterapilerden farklarıysa hala araştırma konusudur. 2016 Amerikan Tıbbi Onkoloji Derneği’nin (ASCO) yıllık toplantısında proton tedavisi ve diğer radyoterapileri kıyaslayan dikkat çekici 2 çalışma sunulmuştur.

1. Çalışma

Bölgesel olarak ilerlemiş (lokal ileri evre) küçük hücre dışı akciğer kanserli hastalarda yapılan çalışmada proton tedavisi ve yoğunluk ayarlı radyoterapi karşılaştırılmıştır. 255 hasta ile yapılan çalışmada hastalar homojen ve heterojen gruplara ayrılmıştır.

Homojen gruptaki hastalar hemen hemen benzer özelliklere (yaş, hastalık evresi gibi ) sahip iki alt gruba ayrılmıştır. Birinci alt grup yoğunluk ayarlı radyoterapi alırken, diğer grup proton tedavisi almıştır. Proton tedavisi alan alt gruba daha yüksek dozda radyasyon verilmiştir. Ortaya çıkan sonucun yoğunluk ayarlı radyoterapi alan grubun lehine olduğu görülmüştür. Proton alan hastalarda radyasyon pnömonisi oranları ve 12 ay içinde tekrarlama oranları artmıştır. Bununla birlikte radyasyon pnömonisi olma süreleri kısalmıştır. Sonuç olarak tedavi sonrası oluşan yan etkilerin %60’ı proton tedavisindekilerde ortaya çıkmaktadır.

Heterojen hasta grubu da iki alt gruba ayrılmıştır: yoğunluk ayarlı radyoterapi ve proton tedavisi alanlar. Yoğunluk ayarlı radyoterapidekiler daha gençtirler ve hastalığın daha ileriki aşamalarından seçilmişlerdir. Proton tedavisi alanlarınsa akciğer kapasiteleri daha düşüktür. Tedavi sonrası oluşabilecek yan etkiler hemen hemen eşit orandadır.

Bu iki çalışma grubunun verileri değerlendirildiğinde ise yoğunluk ayarlı radyoterapi ile proton tedavisi arasında fark bulunamamıştır.

2. Çalışma

2004–2012 yılları arasında küçük hücre dışı akciğer kanseri (evre 1–4) sebebiyle tedavi görmüş 140.383 hastada yapılmıştır. Çalışmada proton ve foton tedavisi alan hastalar karşılaştırılmıştır. Hastaların %59’u evre 2–3 aşamalarındadır. Bu hastalarda 5 yıllık sağ kalım oranı proton tedavisinde %22,3, ışın tedavisinde %15’tir. Proton tedavisinin evre 2–3 küçük hücre dışı akciğer kanserinde sağ kalım oranını arttırdığı gözlemlenmiştir.

Sonuç olarak proton tedavisi; radyasyon pnömonisi, bölgesel tekrarlama ve sağ kalım oranlarını hala anlamlı derecede düzeltememektedir. Belirli evredeki akciğer kanserlerinde foton tedavisine kıyasla başarılı bulunmuştur. Sağ kalım yönündense, yoğunluk ayarlı radyoterapiden daha başarılı olduğu kanıtlanamamıştır. Çevre dokuya daha az zarar verilmektedir ama beklenen iyileştirme oranı alınamamaktadır.

Mevcut durumda proton tedavisi klinik çalışmalar aşamasında kalmalıdır. Bir teknoloji ürünü olan proton tedavisi, tıpkı uzun süreçler sonunda onay alıp kullanıma sunulan ilaçlar gibi yararları ispat edilene kadar tam olarak benimsenmemelidir. Bu durumda radyasyon onkologlarına, tıbbi onkologlara ciddi görev düşmektedir. Tedavinin doğru seçimi ve planlanması önem kazanmaktadır.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Kaynak:

1. Zhongxing X et al.
Bayesian randomized trial comparing intensity modulated radiation therapy versus passively scattered proton therapy for locally advanced non-small cell lung cancer.
J Clin Oncol 34, 2016 (suppl; abstr 8500)

2. Madhusmita Behera et al.
National Cancer Data Base analysis of proton versus photon radiotherapy in non-small cell lung cancer (NSCLC).
J Clin Oncol 34, 2016 (suppl; abstr 8501)